Mehmet Ruhi 
YÜKSEL Araştırmacı
30 milyon Doğu Türkistanlının yaşadığı Çin de, insanların yalnızca Türk olduğu için bir takım bahaneler gösterilerek öldürüldüğünü uzun zamandır Doğu Türkistanlı dostlarımızdan duyuyoruz. Ancak son zamanlarda Rus basın kaynaklarının haberleri olayın ciddiyetini biraz daha gözler önüne seriyor. Yine, Mayıs 2005’te Rusya’da Almanca yayınlanmakta olan bir gazetenin haberine göre, “Şanghay Altılısı”nın aldığı karar gereği Çin hükümeti Kırgızistan’ın Oş şehrine Kırgızistan’da yaşayan Doğu Türkistan kökenlilerin sindirilmesi amaçlı bir askerî birlik gönderecek ve Çin’in bu askerî harekatına’ da Kırgızistan’ın yeni Devlet Başkanı Kurmanov Bakiev açık destek verecekmiş.Bilindiği üzere 2004 yılı içerisinde Amerika desteği ile sürgünde Doğu Türkistan Cumhuriyeti hükümeti kurulmuştu. Çin ise bu konuda rahatsızlığını dile getirdi. Bir süredir içten içe aynayan Çin’in Doğu Türkistan (Sinkiang) bölgesinde Çin bir takım iç operasyonlar yapmıştı.
Çin de bildiğimiz gibi faili meçhul olan bir takım siyasi infazlar olmuyor.Klasik yöntemle resmi devlet görevlisi sokak ortasında diz çöktürüp kafasına sıkıyor kurşunu. İnsan hakları, demokrasi gibi sorunları! yok. Hele ki yargılama gibi bir dertleri hiç yok. Yalnızca Türk olması dahi sokak ortasında devlet tarafından infazı için yeterli olabildiği bir ülke.Doğu Türkistan’da görevli Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Vang Leçuan 29 Mayıs 1996 tarihinde yaptığı bir açıklamada şunları söylemektedir; “Tibet konusu dünyaca biliniyor. Sinkiang (Doğu Türkistan) Tibet kadar bilinmiyor.Ama Tibet “Bölücülük” eyleminden tecrit olmuş durumda. Sinkiang’(Doğu Türkistan)da ki durum bunun tam tersi. Çünkü Sinkiang (Doğu Türkistan) halkının komşu ülkelerde soydaşları var. Eğer Sinkiang’(Doğu Türkistan) da bölücülük hareketleri güçlenirse komşu ülkelerdeki soydaşlarının,Sinkiang’(Doğu Türkistan)da ki soydaşlarının yardımına gelmeleri mümkün…”Yani Çin resmi ağızdan operasyon yapılacağı konusunda açıkça bilgi vermekten çekinmiyor.
1996 yılının Mayıs ayında Doğu Türkistan’dan öğrenim için gelen 13 Doğu Türkistanlı öğrenciyi (Bu öğrenciler durumun ciddiyeti üzerine Pakistan hükümetin den siyasî sığınma talebinde bulunmasına rağmen) Çin hükümetinin isteği üzerine Çin’e iade etmiş, Çin hükümeti ise bu 13 öğrenciyi ele geçirir geçirmez yargılamasız bir şekilde oracıkta kurşuna dizmişti.Dünyanın tüm ülkeleri bölünme gibi bir tehlike söz konusu olduğunda bunun gereği için ne gerekirse onu yapıyor. Demokrasi, insan hakları gibi tek yanlı sözlere kulak asmadan. Amerika kendi maddi çıkarları için 12.000 km ötesinde silahlı operasyonlar yapıyor. Yüz binlerce insanın katliamını bizzat eliyle yapıyor. Gelişmiş ülkeler doğal kaynakların bulunduğu bölgelerde her türlü pisliğin içerisinde kazanacağı üç kuruşun hesabını yapıyor.Bizse, bize dayatılan oyunun bir parçası olarak oyundaki onların belirlediği rolü oynuyoruz. Çinde bizim insanlarımız öldürülüyor. Biz burada Çin mallarını tüketerek insanlarımıza sıkılan kurşunun maliyetinin bir parçası oluyoruz. Bugüne kadar dostumuz gibi oyalayan ama ardımızdan her türlü pisliği çeviren ülkelerin küçük oyunlarına hala kanıyor ve hala onların mallarını tüketerek ekmeklerine yağ sürüyoruz. Oysa Türk halkı organize olsa bu acılar bu kadar üst üste binmez ve bu kadar ekonomik çöküntü içinde olmayız. Bizim çökmemiz için elinden geleni yapan ülkeler kolaylıkla içimizde ve etki alanlarımızda istedikleri gibi operasyonlar yapabiliyor. Bizse seyrediyoruz yalnızca bakalım nereye kadar.Japonya’yı hatırlıyorum… Yabancı ürün kullanmayan Japonları özendirmek için her Japon’a yabancı mal almaları için 100 er dolar dağıtılmıştı. Ancak Nagazaki ve Hiroşima konusunda son derece hassas olan Japonlar asla amerikan malı almadılar. Doğan her bir çocuklarına atom bombası atılan bölgeleri gezdirdiler. Her Japon bir daha zayıf düştüklerinde başlarına gelecekleri bilerek yaşadı.Biz yüz binlerce insan kaybettik Çanakkale de. Ancak hiçbir nedenleri olmadan yalnızca topraklarımızın rantını paylaşmak için gelen o insanlara sanki onlar yaptığından ders almışlar gibi yine kucağımızı açtık. Oysa onlar unutmadılar asla. Türk dostu olarak kendilerini tanıtanlar kendi ülkelerinde iktidara geldiklerinde ‘Annem biz küçükken uyumadığımızda Bizi Türkler geliyor diye korkutarak uyuturdu, Ben nasıl Türklerle bir arada yaşamayı hazmederim’ diyecek kadar aymaz davranabildiler.Uzun lafın kısası Biz istesek de, istemesek de Türk’üz. Ozanın söylediği benzetmeyle ‘Bu namustur alnımıza yazılmış’ Bundan dolayı yapacağımız hiçbir şey yok. Türkiye'de yaşayan insanların bir bölümü bilmese de; Yalnızca Türkiye'de değil Dünyanın her yerinde Türklerin yaşadıkları bölgelerde operasyonlar olanca hızı ile devam ediyor. Yalnızca Türk oldukları için insanlar eziyet çekiyor. Toplumun en alt kesiminde yaşamaya mahkum ediliyor.Artık bizim de bu ülke ve dünya Türkleri için bir şeyler yapma zamanımız gelmedi mi. Boş lafları ve gereksiz tartışmaları bırakarak…

  • 1708 defa okundu.