1911-1955 YILLARI ARASINDA DOĞU TÜRKİSTAN AYAKLANMALARI (6)
İlyas KARA  MİM.SİN.ÜNİ.
Yük.Lisans.Öğr./Şehremini
Lisesi Tarih Öğrt.
3-KAŞGAR AYAKLANMASI(17 Nisan 1937)
1935'te kıvılcımlanan Doğu Türkistan'daki kıpırdanmalar 1936 Tasbulak ve Çarpan Kuduk olayları iyice alevlendirdi.Bu çatışmalar 1937 Kaşgar İsyanı'na kadar sürecektir.Hem de daha da şiddetlenerek ve genişleyerek Genel Vali šeng en ufak kıpırdanmayı en şiddetli metotlarla bastırıyor, gözdağı vermeye çalışıyordu.Artık halk "Esir yaşamaktansa şerefimizle ölürüz daha iyi" düşüncesine kapılmaya başladı ve 1936'da silaha sarıldı.Artık olayların peşi geliyordu.Çok geçmeden de Kaşgar Ayaklanması başladı.Olaylar şu şekilde gelişti.
Kurtuluş savaşının bir zamanki Generali Mahmut, Hoca Niyaz'ın safına geçtikten sonra komünist felsefesinin iç yüzünü kavramakta gecikmedi.Ardından da Hoca Niyaz'ı terk edip uçakla Hindistan'a geçti(Nisan 1937).General Mahmut'un kaçtığı yolunda söylentiler de vardır.O'nun amacı bağımsızlık savaşını tekrar başlatmaktı.Fakat geçmişteki sicil pek temiz olmadığından milliyetçi ve vatansever subaylar tarafından tasvip edilmiyordu.O'nun emrindeki subaylar bu işin General Mahmut'la yürümeyeceğine karar verdikten sonra bir darbe yaptılar.Mahmut'un yerine Üsteğmen Abdünniyaz'ı geçirdiler. Ayaklanmanın başını çekecek olan bu subaylar zaman ilerledikçe bağımsızlık hareketinde yalnız olmadıklarını gördüler.Çünkü Tungan Generali Ma Hu-šan, ortak düşman Çin'e karşı birlikte hareket etmeyi önermekteydiler.Çünkü defalarca kendilerini yarı yolda bırakmışlar; hatta işi ihanete kadar vardırmışlardı.
Üsteğmenlikten bir anda generalliğe terfi eden Abdüniyaz yiğit, gözü pek ve usta bir askerdi.17 Nisan 1937'de komünizme savaş ilan edildi.Böylece Kaşgar hadisesi başlamış oluyordu.Abdüniyaz'ın ordusu Tunganların da katılımıyla 15-16.000'i buldu.General Abdunniyaz'ın Kaşgar'a saldırılması üzerine şehirdeki Çinliler paniğe kapılıp kaçmaya başladılar.Kaçarken de hapishanedeki yüzlerce siyasi mahkumu katlettiler.šehirde bütün bunlar olurken kısa sürede Kaşgar'ı ele geçiren Abdüniyaz'ın kuvvetleri, akabinde Kara šehir'e kadar uzanan mıntıkaya hakim oldular.šin Sı-Say bütün askerlerini hatta okul talebelerini bile savaşa soktuğu halde elindeki yerleri savunmaktan aciz kaldı.İnisiyatifi elinden kaçıran Çinli komutan çareyi Ruslara başvurmakta buldu.Türkler ise ileri harekatlarına devam edip 20 Mayıs 1937'de Kaşgar havalimanına saldırdılar.Rus kuvvetleri bu saldırıyı ancak hava taarruzu ile püskürtebildi.Forbes'in dediği gibi "İslam ve Türklük uğruna çarpışan" isyancılar 10 gün sonra 1500 kişilik bir kuvvetle eski
Kaşgar'ı ele geçirdiler.Komutan ise General Mahmut Sıncang'ı deviren ve yerine Abdüniyaz'ı geçiren kadronun başını Kiçik Ahun idi.
Genel Vali šeng, komutanları değiştiriyor, takviye kuvvetler gönderiyor ama bozgunun önüne geçemiyordu.Öte yandan yıldızı gittikçe parlayan Kiçik Ahun Kaşgar'ı 3 Haziran da Tunganlar'a bırakıp Aksu üzerine sefere çıktı.Aynı günlerde Tunganların ikinci tugayı da Feyzabat-Meralbaşı mıntıkasını işgal etti.Genel Vali'yi devirme niyetindeki Ma Hu-šan tedbirli davranıyor elindeki silah ve askerlere göre hareket ediyordu.Çünkü O, gerek Abdüniyaz gerekse Kiçik Ahun gibi atılgan bir yapıya sahip değildi.Ortama göre hareket onun tegane ilkesiydi.Üstelik ordusu da 3 yıldan beri ciddi bir savaşa girmemiş ve eğitimsidi.
General Abdüniyaz komutasında ölümüne savaşan Türkler Hotan,Kaşgar,Kuça,Aksu ve Yarkent gibi Doğu Türkistan'ın stratejik ve hayati öneme haiz şehirlerini kısa sürede zaptettiler.Ama tarih yine tekerrür edecek, zor durumda kalan Çinlilerin yardımına Ruslar yetişecekti.
Mustafa Çokay'ın "Milli tek birlik" nitelendirdiği Türkistan Milli Hareketi'nin önemli bir bölümü teşkil Doğu Türkistan başkaldırısının kahramanlarının karşısına Rus kıtaları çıktı.Ruslar 12000 kişilik bir askeri birlik motorize bir tümen, ve 50 zırhlı ile mücahitlere saldırdılar. Düşman silah bakımından da, sayı bakımından da çok güçlüydü.Yapılan savaş Abdünniyaz kuvvetleri ve Doğu Türkistan Türklüğü için tam bir hezimet oldu.Sadece bu son muharebede 80.000 den fazla asker ve sivil hayatını kaybetti.General Abdünniyaz son nefesine kadar kahramanca çarpıştı ve Yarkent'in bir köyünde hayatını kaybetti(15 Haziran 1937).General Ma Hu-šan de bir miktar askeriyle Hindistan'a sığındı.Geri kalan askerleri ise Hoten yolu ile Çine kaçtı. Hoten Hükümetinin önemli isimlerinden Mehmet Niyaz Alem de çareyi Ma Hu-šan gibi Hindistan'a sığınmakta buldu.
Togan'ın General Abdünniyazi hakkında verdiği bilgi ise Hayit ve Buğra ile çelişmektedir.O'na göre Abdünniyaz Taklamakan çöllerinde kaybolmuş kendisinden haber alınamamıştır.
Kaşgar olaylarının etkileri 1 yıl daha sürmüş, ancak 1938 yılının sonlarında bastırılmıştır.Kaşgar Emniyet Müdürü Mavlanov sadece 1 günde 6000 kişiyi kurşuna dizmiştir, yine 1 gün içinde 600 kişiyi kamyonla ezdirip katletmiş dahası 1000 fazla kişiyi diri diri toprağa gömdürmüştür. Sovyetler bununla yetinmemiş 1941'e kadar 300.000 den fazla kişiyi hapsetmiş, bunlardan 100.000 kadarı elverişsiz şartlar ve işkenceler altında can vermiştir. Sovyetlerin malına ve arazisine el koyduğu Türklerin sayısı ise en az 10.000'dir.

4-ALTAY AYAKLANMASI(12 ŞUBAT 1940)
Kubilay Kağan'ın çağdaşı Makro Polo "Büyük Türkiye" adını verdiği Şerif İdiris'nin "Biladel-Türk" diye isimlendirdiği Doğu Türkistan 20. yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru talihsizliklerin en büyüğünü yaşamaya başladı.Çünkü Doğu Türkistan'a 1934'ten itibaren Çinliler ve Tunganlar'dan sonra üçüncü bir düşman geldi:Ruslar, Türkler bundan sonra üç cepheden birden mücadele edeceklerdi.Ruslar bölgede terör estirmekle kalmıyor, bölgeye kendi kültürlerini ihraç ediyor, tam bir asimle politika izliyorlardı.
1938-1939 Doğu Türkistan'da Marksist ve leninist öğretim esası olarak kabul edildiği yıllardır.Öğrenciler Rusça ve Çince öğrenmeye tabi tutuldukları gibi, birde manevi eğitime dönük bütün eserler Ruslar ve Çinliler tarafından müsadere ve tahrip edilmekteydi.
Ruslar daha çok Urumçi ve Altay bölgelerinde hakimdiler. Öte yandan Çinli Genel Vali šeng zulmüne devam ediyor en ufak bir kıpırdanmayı affetmiyordu.Ama 1936'da Yunus Hacı önderliğinde kurulan "Milli Müdafaa Cemiyeti"ni bir türlü dağılmamaktaydı.Çok kurnaz bir politikacı olan šeng bu işe kökünden bir çözüm bulmanın zamanının geldiğine karar verdi.
šeng, 1940 başlarında sözde Altay bölgesinin illerindeki danışmak üzere Altay'dan 350 önemli itibarlı kişiyi Urumçi'ye davet etti.Bunlar daha henüz Urumçi'ye ayak basmıştı ki, Genel Vali'nin askerleri tarafından tutuklanıp hapse atıldılar.Vali'nin bu hileli davranışı ve tavrı zaten huzursuz olan Altay bölgesini iyice çileden çıkardı.Özellikle bölgede ezici bir çoğunluğa sahip olan Kazaklar, liderleri šerif Han, Canım Han ve Bey Molla'nın hapsedildiğini duyunca silaha sarılmakta tereddüt etmediler.Kazaklar, 2 šubat 1940'ta Çin Moğol ve Ruslar'dan Müştekkil Düşman gücü Kazakların umumi karargahına saldırdı. Türkleri bu çatışmada başta Nogay Han olmak üzere önemli kayıplar verdiler.Ama her şeye rağmen Altyalılar şereflerini, topraklarını ve namuslarını korumak için savaşa devam ediyorlardı.20 Nisan 1940'ta ise Rusya ve Çin, Altaylıların üzerine 8000 askerle saldırıya geçti. Düşman 8 uçakla bombardımana devam etmekteydi.Fakat büyük kayıplar verip geri çekildi.Durumun iç açıcı olmadığını geçte olsa anlayan Genel Vali, bu sefer geri adım atarak Urumçi'de hapsettiği Kazak liderini serbest bırakmak zorunda kaldı.šengin amacı birazda olsa tansiyonu düşürmekti.Bununla da yetinmeyen Genel Vali Şeng Altaylılara ikinci tavizi verdi.Maliye Bakanı šu Ting-Jang'ı ateşkes için Altay Bölgesine gönderdi.Vali (Eğer silahlarınızı teslim ederseniz sizinle görüşüp her şartı kabul edeceğim) demekteydi.Mücahitlerin liderleri şu şartları öne sürdü:
1.Altay bölgesinin idaresi artık Kazaklara verilmelidir.
2.Altayların yer altı ve yer üstü kaynaklarının Ruslar tarafından sömürülmesi yasaklanmalı ve Ruslar Doğu Türkistan'ı terk etmelidir.
3.Altay ve Doğu Türkistan'ın diğer bölgelerinden gelen hapsedilen şahısların hepsi serbest bırakılmalıdır.
4.Şahısların gizlice ortadan kaldırılmalarına son verilmelidir.
5.Silahları teslim edenler takip edilmemelidir.
Genel Vali'nin Bu şartları kabul etmesiyle de 15 Mayıs 1940'ta barış imzalandı.İsyan edenler Osman Batur hariç teslim ettiler.Osman Batur kendi silahını vermediği gibi adamlarına da verdirmedi.Çünkü O'nun gözünde Çin güvenilecek bir devlet değildi.Yapılarındaki hilekarlık nüksedecek ve en kısa zaman da anlaşmayı bozacaklardı. Nitekim Çin 1 yıl geçmeden anlaşmayı ihlal edecek ve Altay bölgesini sömürmesi için Ruslara izin verecektir.šengin anlaşmayı bozması ayaklanmayı tekrar alevlendirdi. Anlaşmaya uyulmadığını öne süren Osman Batur, Çine karşı tekrar silaha sarıldı.Osman Batur önce Altay da görev yapan Rusların çoğunu kurşuna dizdirdi.

  • 1841 defa okundu.