Doğu Türkistan

  • 22.01.2014
  • 1710 defa okundu

Dogu Türkistan, dünyanın görmediği ya da bir takım kirli siyasi oyunlar neticesin de görmezden geldiği acılı bir coğrafya. Dini ve milli köklerinden koparılarak, sistemli olarak asimile edilmeye çalışılan, gözlerini dünyaya açar açmaz “Sincan”lı olduğuna inandırılmaya uğraşılan tutsaklar ve yasaklar ülkesi.

Kur’an okuyor dayak yiyor, Kur’an öğrenmek isterse hapse giriyor. Eğer devlet O’nu fazlalık görürse daha anne karnında öldürülüyor. İstediği işte çalışamıyor, istediği okulda okuyamıyor. Dilini öğrenemiyor. Aidiyetleri hayatlarının her alanında kendilerini olumsuz etkiliyor.

Eğer talep etmek suçsa, bedelini fazlasıyla ödeniyor, hesapsızca işkence, hapislerde ölüme terk ediliş. Eğer tüm bu yaşananlardan sağ kurtulabilseniz bile artık siz eski siz değilsiniz. Fiziksel sakatlıklar başlıyor ya da psikolojik bozukluklar.

Geçmişimizin üç kıta hakimiyeti ile övünürken, düşüncelerimiz misak-ı milli ile sınırlı olmamalı. Düşüncelerde ki sınırlar kaldırılmalı ve sahiplenme bilinci oluşmalı. Dünya üzerinde baskı altında yaşayan halkların en büyük sıkıntısı sahiplenilmemek ya da görmezden gelinmektir.

Türkiye’de ki Türklerin oralar da kardeşleri olduğunu unutmamalı, sahiplenmeli ve gerektiğinde savunmalı.

Doğu Türkistan, Türklerin İslamiyeti ilk defa kabul ettiği toprakları içinde bulundurmasına rağmen bugün hak ettiği ilgiyi görmemektedir.

Çin bölgeye sistemli olarak Han milletine mensup Çinlileri bu topraklara göç etirmektedir. Doğu Türkistan’ın ilk işgal yıllarında Han nüfusu 200 bin iken bugün 7 milyon civarındadır. Çin devletinin 1970 yılında yayımladığı bir rapora göre bölgeye 100 ila 150 milyon arasında Çinli göçmenin yerleştirilmesi planlanmaktadır. Bu da demek oluyor ki Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltmak hatta bitirmek.

Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri ve Çinliler dışında Kazak Türkleri, Kırgızlar, Özbekler, Moğollar, Ruslar ve Tatar Türkleri yaşamaktadır. Çin yönetimi Müslüman Türklerin birbirine olan yakınlarını ortadan kaldırmak için, bölgeleri etnik yapıya göre özerk il, özerk ilçe gibi parçalara bölgelere halkın birlik ruhunu öldürmeye çalışmaktadır. Uygurların çoğunlukta olduğu illere  Kazak, Kazakların çoğunlukta illere Kırgız valiler atayarak “boy” farklılıklarını ön plana çıkarmak suretiyle kardeş halklar arasında düşmenlık körüklenmek istenmiştir.

Sonradan bölgeye göç ettirilen Çinliler verimli bölgeler yerleştirilmekte ve bu bölgelere her türlü hizmet götürmektedir. Üretim Çinli nüfusun yaşadığı bölgede yapılmaktadır. Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeye hizmet ise hemen hemen hiç gitmemektedir.

Doğa Türkistan hakkında böylece bir giriş yazısı yapmış olduk. İnançlarımızın, tarihimizin  bize yüklediği sorumluluklar sebebiyle İslam coğrafyalarını tanımaya çalışacağız. Gayret bizden başarı Allah’tan.

erkanhan@gmail.com

http://www.karacabeyhaber.com/yazi/1969/dogu-turkistan.html


  • Kaynak:
  • Etiketler: Dogu Türkistan,Türkiye,Çin, Kazak Türkleri, Kırgızlar, Özbekler, Moğollar, Ruslar ve Tatar,

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için

Doğu Türkistan

  • 21.04.2015
  • 1437 defa okundu

Camiye gitmek istedikleri için, çocuk sahibi olmak istedikleri için, kendi dillerini konuşmak istedikleri için, hürriyet istedikleri için, Kur’an öğrenmek istedikleri için her gün dayak yiyorlar.

-Cinden-Bir-Uygur-Kaliami-Daha

Doğu Türkistanlı olmak demek ana rahmindeyken Çin zulmüne maruz kalmak demektir. Doğu Türkistanlı daha annesinin karnındayken yasaklarla karşılaşır. Çin Komünist Partisi anne karnındaki bebeği resmi adıyla “fazlalık” olarak belirlerse bebek parçalanarak alınır. Bir fırsatını bulup doğabilirse eğer daha ilk günden kimliği, dini, aidiyetleri sorgulanır ve sürekli kayıt altına alınır. Çin Devleti’nin belirlediği kimlik ne ise o yönde olmak zorundadır aksi taktirde ailesi dahil herkes cezalandırılır.
İşkence altında geçen yıllar, hücrelerde ölüme terk edilmeler Doğu Türkistan’da hayatın normal bir parçası.

Sincan nedir?
Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan’ı hâkimiyeti altına alıp bölgeyi “Sincan” (Kazanılmış Topraklar) olarak adlandırdığı tarihten bu yana, Doğu Türkistanlılara yönelik etnik temizlik ve asimilasyon politikası uygulamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledilmiştir.
1884’te Çin İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş ve bölgeye Şinciang (Sincan); yani “Yeni Toprak/Kazanılmış Topraklar” adı verilmiştir.
Yıllardır Çin zulmü altında olan Doğu Türkistan, Çin, Tibet, Keşmir, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Moğolistan ve Rusya ile sınırı olan, 1.828.418 km2 toprağa sahip bir ülkedir. Zengin yeraltı kaynakları ve stratejik konumu ile Doğu Türkistan, Çin’in siyasi ve ekonomik olarak kendi nüfuzu altına almaya çalıştığı bir bölgedir.

Etnik temizlik
Doğu Türkistanlılar sistemli bir şekilde yürütülen bir nüfus planlamasına mahkum bırakılmaktadırlar. Çin devleti Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurları doğum kontrolü adı altında, doğmuş çocukları da nüfus planlaması yapmaktadır. Doğu Türkistanlı kadınlar, izin verilen “plan dışında” hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutulmaktadırlar. Nüfus planlaması dışında olan çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi cezalara maruz kalmakta, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin görevine son verilmektedir. Bu uygulamalar, Çin kanunlarında açık olarak yer almaktadır.

Doğu Türkistanlılar seyahat edemez
Doğu Türkistan’da seyahat özgürlüğüne karşı ciddi yasaklar vardır. Biri birine komşu olan iki köy arasında bile yerel güvenlik kurumlarına bildirmek ve izin belgesi almak gerekir. Yurt dışına çıkmak için gereken Pasaport almak ise neredeyse imkansız denecek kadar zor ve karışık soruşturmalardan geçmek demektir. Dönemler içinde pasaport almayı başarmış kişilerin pasaportlarına el konulur. Pasaport müracaatında bulunan Doğu Türkistanlılar, devlet memuru da olsalar, ancak çok büyük ücretler ödeyerek pasaportlarını alabilmektedirler ve aile fertlerini devlete rehin bırakmış olarak pasaport alabilmektedir.
Çin nüfusu artırılıyor
Devletin büyük gruplar halinde Çinli nüfus kaydırmaları sonucunda asimilasyon çalışmaları yapılmaktadır. Doğu Türkistan’daki Çin nüfusunu artıran Çin yönetimi kimi zaman Doğu Türkistan’ın çeşitli bölgelerindeki kimsesiz kız çocuklarını Çin’in muhtelif bölgelerine götürüp türlü işlerde kullanmaktadır. Eğitim amacıyla Çin’e götürüldükleri iddia edilen çocukların durumu da benzer şekildedir.

Asimilasyon
Çin hükümeti, Türk lehçelerinde konuşan yerli halkı Çince konuşmaya zorlamakta, konuşmayanları mahrum bırakarak baskı uygulamaktadır. Halkın dinî inançlarını, dillerini, geleneklerini tahrip etmeye yönelik sistemli baskılar yapılmamaktadır. Çin Devleti, son tahlilde toprak bütünlüğünü de hedef alarak Doğu Türkistan’ı tarihten silmeyi hedeflemektedir. Eylül 2002’den itibaren üniversitelerde Uygur dilinde eğitim yapılmasının yasaklanması zulmü en iyi gösteren örneklerden biridir.

Zoraki geri dönüş
Uluslararası Af Örgütü, Nepal, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan ve bazı komşu ülkelerden Çin’e zorla geri gönderilen Uygur mültecileri ile ilgili raporlar yayımlamıştır. Bu ülkelerin hemen hepsi Çin’in taleplerine hayır dememiş ve kendilerine sığınan Doğu Türkistanlıları teslim etmiştir.
Sürgündeki Uygurların Doğu Türkistan’da bulunan aile üyeleri ve yakın akrabaları, Çin yönetimi tarafından tutuklanabilmekte, mal varlıklarına el konulmakta, telefon görüşmeleri dinlenmektedir. Çin, sürgündeki Uygurların ailelerini sürekli olarak sorguya çekerek onlara psikolojik baskı yapmaktadır. Devlet yönetimi ile barışık olmayan ve yurt dışında yaşamayı tercih eden Doğu Türkistanlıların aile fertlerine, hatta uzaktan akrabalık bağları bulunan kişilere dahi pasaport verilmemekte, devlet kurumlarında çalışmaları engellenmekte ve bu kişiler adeta toplumdan tecrit edilmektedirler. Bu tür uygulamaların deşifre edilmesi, hatta bu şekilde uluslararası hukuk normlarının hiçe sayıldığının ilan edilmesi dahi o topraklarda suçtur.

4

Köle kampları

Çin hükümetinin 2003 yılından beri uygulamakta olduğu “işgücü fazlasını başka bölgelere yönlendirme” projesi ile Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar, özellikle genç kızlar zoraki olarak vatanlarından koparılıp Çin’in iç eyaletlerine çalışmaya gönderilmektedir. Haziran ayında oyuncak fabrikasında saldırıya uğrayan Uygurlar da bu proje kapsamında, zoraki olarak Guangdong’a sürülmüştü.
Çinli patronlara teslim edilen genç Uygurlar, ağır derecede aşağılanmakta, ucuz işçi olarak kullanılmakta ve sömürülmektedir. Doğu Türkistanlı gençler, kendi milli kültür ve geleneklerinden uzaklaştırılırken bir taraftan da Çin milliyetçiliği ve yerel halkın baskıları ile karşı karşıya kalmaktadır. Doğu Türkistanlı kuruluşların raporlarına göre günümüzde Çin’in içeri eyaletlerinde mecburi olarak çalıştırılmakta olan Uygur kız ve erkeklerinin sayıları tahmini olarak 500 binin üzerindedir. Uygurlar, kalitesiz atölye ve fabrikalarda, iş güvenliği ve sağlık sigortası yapılmaksızın fizikî güç gerektiren işlerde çalıştırılmaktadır. Atölyelere zorunlu olarak getirilen ve çoğunluğunu bayanların oluşturduğu Uygur gençlerinin hareketleri bile kısıtlanmakta ve fabrika kompleksinden ayrılmalarına izin verilmemektedir. Genç kızların maaşları eksik verilmekte, hatta kimi zaman kendilerine verilmemekte, geldikleri köy veya nahiyelerin idarecilerine gönderilmektedir. Fabrikalarda çalışan genç kızlar itilip kakılmakta, adeta sıkıyönetim altında idare edilmektedirler. Uygurların çalıştırıldığı fabrikalar toplama kamplarını andırmaktadır.

EREM ŞENTÜRK
http://www.dirilispostasi.com/dogu-turkistan/

  • Kaynak:
  • Etiketler:

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için