• 12.01.2021
  • 9557 defa okundu

Özgür-Der, Çin'in baskıcı politikalarını protesto etmek için İstanbul Başkonsolosluğu önünde nöbet tutan Doğu Türkistanlılara destek ve dayanışma ziyaretinde bulunarak burada bir eylem gerçekleştirdi.

İstanbul'da yaşayan Doğu Türkistanlılar, Çin yönetimi tarafından kamplarda zorla tutulan aileleriyle görüşmek ve durumlarını öğrenmek için Çin'in İstanbul Başkonsolosluğu önünde bekleyişlerini sürdürüyor. Özgür-Der, "Asimilasyon politikasına direnen Doğu Türkistanlı Müslümanların yanındayız" pankartıyla Çin’den ailelerini geri isteyenlere destek oldu.

Doğu Türkistanlıların Çin konsolosluğu önündeki direnişine destek verilen eylemde; Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci, Gazeteci yazar Kenan Alpay, Gazeteci yazar Adem Özköse ve Doğu Türkistanlıları temsilen Mirza Ahmet birer konuşma gerçekleştirirken Grup Yürüyüş solisti Mehmet Ali Aslan’da Güzel Türkistan türküsü ile eyleme katkıda bulundu.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya,

“Günlerdir direnen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin Çin zulmüne yönelik yaptığı eyleme destek vermek için geldik. Sürdürülen sessizlik duvarını yıkmak ve kardeşlerimizin sesini duyurmak için buradayız. Bütün dünyanın gözleri önünde devam eden Çin zulmü insanım diyen herkesin karşı çıkmasını gerektiren elzem bir durumdur. BM'nin 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesine göre bir halkı toptan imha etmek ya da onları etnik veya dini kimliklerinden ötürü zor şartlarda yaşamaya, kimliklerini tahribe yönelmek, çocuklarını alıkoymak soykırımdır, jenosiddir. Çin, yüzlerce yıldır Müslüman kardeşlerimizi asimile etmeye yani soykırıma tabi tutmaya çalıştığını bir şekilde gösteriyor. Çin, soykırımını eğitim olarak lanse edip bahane bularak meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu insanları eğittiğini iddia eden Çin, insanları bir makinenin parçaları olarak görüyor. Üretim endeksli insanlar olarak. Doğu Türkistanlıları asimile etmeye çalışan Çin’in zihniyeti, bize asıl eğitilmesi gerekenin kim olduğunu da çok açık bir şekilde gösteriyor. Çin’in askeri, ekonomik ve siyasi gücü var bazı ülkelerden bundan korktukları için Müslümanların mağdur edilerek baskılanmasına karşı seslerini çıkarmıyorlar. Onlara şunu hatırlatıyoruz, Doğu Türkistan’da Çin’in yaşattıklarının benzerleri dünyanın birçok yerinde yaşandı, Avrupa’da Naziler kendilerine benzemiyor diye insanları toplama kamplarına alıp onlara zulüm ederek öldürdüler. Naziler de güçlüydü, dünyayı titretiyordu. Aynı bugün Çin’in dünyayı korkutması gibiydi. Ama bugün baktığımız zaman bütün dünya ve insanlık vicdanı Nazileri, Nazilere destek olanları ve Nazilere sessiz kalanları lanetle anıyor. Dolayısıyla bugün birilerinin güçlü görünmesi onların yaşattıkları zulümlerin görmezden gelinmesini beraberinde getirmemeli. Bu onursuzluktur. Bu insanlık suçudur. İnsanların özgürlük ve adalet taleplerini görmezden gelmektir. Bizler inanıyoruz ki Nazilerin kampları, Sovyetlerin Gulatları, Kızılkımerlerin kampları gibi insanlık tarihine utançla geçen zulümlerden birisi gibi olan Çin zulmü bir gün bitecek. Ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklarda özgürce yaşamaya devam edebilecek. Rabbimizden bugünlerin geleceği günü bizlere göstermesi için dua ediyoruz. Ve Rabbimizden direnen kardeşlerimizin dirençlerini yükseltmesini ve onların bu direnişlerini başarıya ulaştırması için dua ediyoruz.” dedi. 

Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci Doğu Türkistanlı direnişçilerin sorunlarını dile getirdiği konuşmasında,

“Çin zulmüne karşı canlarını ağzına takıp burada bulunan Doğu Türkistanlı kardeşlerimin onurlu davranışlarını selamlıyorum” dedi.

Şekerci konuşmasına şöyle devam etti, “Kamuda bilinçlilik oluşturmaya çalışan herkes bir şekilde ajanlar tarafından ölümle tehdit edilmekte. Ancak görüyoruz ki burada fedakârca bulunan siz değerli insanların sayısı az gibi görünse de oldukça değerli ve takdire şayan. Çin’in zulmünü ortaya çıkaran sizlerden Allah razı olsun. Günlerdir burada direnişinizi sürdürüyorsunuz ve gerçekten önemli bir durum. Çin zulmünün kamuoyunda gündeme gelmesinde oldukça büyük sıkıntılar var. Burada bulunan tüm Doğu Türkistanlılarla görüştüm ve en temelde sorunun ne olduğunu çok net bir şekilde pankartlarında da görebileceğiniz gibi “Babam nerede?”, “Kardeşim nerede?”, “Eniştem nerede”, “Ailemi geri verin?”… buradaki en temel sorun ‘nerede?’ Yani aile üyelerimiz öldüler mi?  Kayıplar mı? Faili meçhuller mi? Kayıp mı ettirildiler? Şu an işkence altındalar mı? Çalıştırılıyorlar mı? Kamplarda mı tutuluyorlar? Temel sorunu görebiliyoruz Çin insanların aile üyelerini baskı altına alıyor, kayıp ettiriyor, kamplara alıyor ve geride kalanları umursamıyor? Çin bütün bunları dünyanın gözü önünde gerçekleştiriyor.”

Gazeteci yazar Adem Özköse, ana akım medyanın suskunluğuna değindiği konuşmasında,

“Merkez medyanın burada olmaması acı bir olaydır. Buraya gelip destek olamıyorlarsa, hiç değilse Doğu Perinçek denen Çin destekçisini kanal kanal dolaştırmasınlar!” ifadelerini kullandı.

Özköse ayrıca Çin konsolosluğunun Doğu Türkistanlı aileler ile görüşmeyi kabul ettiğini belirterek,

“17 gündür burada yağmurun çamurun altında nöbet tutan, ailelerini isteyen kardeşlerimizin mücadelesini tebrik ediyorum. 17 gün direndiler ve bu direniş ilk meyvesini verdi. Çin Konsolosu kardeşlerimizle görüşmeyi, dilekçeyi almayı kabul ettiler. Kardeşlerimiz, aileleri özgür olana kadar direnme kararı aldılar. Ailelerinin seslerini duymak istiyorlar." dedi.  

Mirza Ahmet, gerçekleştirdiği konuşmada “Binlerce mazluma kapısını açan Türkiye Cumhuriyeti devletinden Doğu Türkistan'a da sahip çıkmasını istiyoruz. Siz kardeşlerimize güvendiğimiz için burada eylem yapıyoruz, sesimizi duyun ve zalim Çin'e sesimizi duyurun. İnsanlık adına bu zulme dur deyin!” dedi.

Gazeteci yazar Kenan Alpay,  zamanın çok çabuk değiştiğini, bir zamanların zalimlerinin bir süre sonra çok mahcup bir şekilde ortalarda gezdiğini, utanç içerisinde kaldığını görüyoruz diyerek Çin ile Japonya arasındaki savaşı hatırlattı. Alpay, Japonya’nın bugün geçmişteki eylemlerinden dolayı onurlu bir tavır takınamadığını ve Çin’in de aynı duruma geleceğini ifade etti. Alpay dünyada gerçekleştirilen zulümler ile abat olunamayacağını belirttiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi.

Bugün Nazilerin Almanya’da gerçekleştirdiği cürümleri savunabilecek herhangi bir kimse kalmadı. Almanya II. Dünya Savaşından beridir bu utançla yaşıyor. Fakat enteresan bir şekilde Çin sadece gaz odaları olmaksızın milyonlarca Doğu Türkistanlı Müslüman için inşa etti. Kendince de Uygur kardeşlerimizi medenileştireceğini zannediyor. Gerçekleştirdikleri bütün işkenceler gaz odaları olmaksızın devam ettiriliyor. Bir de gaz odaları olsa Nazilerle durumu eşitleyecekler! Ancak biz sadece Nazilerin zulümlerini değil Stalin’inkileri de hatırlayalım bugün Çin’in zulümleri de bir zamanlar başka coğrafyalarda geçekleştirilmişti. Bugün o günleri hatırlayanlar kıvanç değil utanç duyuyorlar. Çin’deki bu zulme karşı da bir gün utanç duyacaklardır elbet ancak çok geç olmadan Çin’deki zulme ses verilmeli. Çin devasa nüfusuna ve gücüne güvenerek zannediyor ki ben bütün dünyayı esaret altında tutabilirim, utanç verici siyasetlerime, eziyetlerime devam edebilirim. Oysa zulüm ile abat olunmaz, olunmayacaktır.  Ve bizlerde asla ve kat’a Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi Çin’in zulmüne terk etmeyeceğiz.

Alpay ayrıca televizyon programları ve gazetesi üzerinden Çin’in savunuculuğu ve aklayıcılığını yapan Perinçek için, “Son dönemlerde Çin adına hareket eden, istihbarat faaliyetleri yürüten, Çin adına PR faaliyetleri yapan bir takım karanlık örgütler, ajanlar, Doğu Türkistan üzerine aynı fabrikanın ürünleri olan sloganları tekrarlayarak faaliyetlerde bulunuyorlar. Bu karanlık örgüt Türkiye’de 60 yıllık geçmişinde cuntaların tetikçiliğini, Şeytan Ayetleri adlı eserin tercümanlığını, Esed rejiminin kimyasal katliamlarının avukatlığını, Bosna’da Müslüman kadınlara tecavüz eden askerleri komuta eden Karadziç ve Miloseviç’in avukatlığını yapmış Doğu Perinçek’in bu ülkede hiçbir karşılığı yoktur. Olsa olsa Pekin yönetiminde Doğu Perinçek’in karşılığı vardır. Ve isterlerse biz Doğu Perinçek ve avanesini buradan kargoya verip Pekine gönderebiliriz. Burada Çin ve Rusya’nın sözcülüğünü yapan Perinçek’i tek başına suçlamayalım, onu ekranlara taşıyan arkadaşlarda utanmalılar. ” dedi.

Alpay konuşmasını, “Sabrın sonu selamettir. İzzetini, iffetini, hakkını ve hukukunu korumak için mücadele eden bir kişi de değerlidir, o bir kişini sesi de değerlidir. Rabbimiz katında, insanlık nezdinde ve tarihin şahitliğinde muhakkak surette karşılık bulacaktır. Ve zalimler inşallah pek yakında nasıl bir inkılapla devrilecektir bizde ona şahitlik edeceğiz.” sözleriyle sonlandırdı.  

Eylemciler, Doğu Türkistan halkı yalnız değildir”, “Çin zulmüne hayır, Türkistan’a özgürlük”, “Mazlumların safında, zulmün karşısındayız”, “Müslüman uyuma kardeşine sahip çık”, “İnsanlık onuru Çin zulmünü yenecek”, “Direnen Türkistan kazanacak”, “Toplama kampları kapatılsın” sloganları atarken, ellerinde “Zulüm Çin’de de olsa karşı çık!”, “Çin zulmüne sessiz kalma”, “Katiller için yaşasın cehennem!”, “Türkistan’da Çin işkencesine son!”, “Katil Çin Türkistan’dan elini çek! dövizlerini taşıdı.

 

eylem-10.jpg


eylem-003.jpg

eylem2-003.jpg

  • Kaynak: https://www.haksozhaber.net/asimilasyon-politikasina-direnen-dogu-turkistanli-muslumanlarin-yanindayiz-139143h.htm
  • Etiketler: Doğu Türkistan'Çin,Uygur,Özgür-Der,Doğu Perinçek’,Karadziç , Miloseviç,

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için