• 30.09.2020
  • 8502 defa okundu

1 Ekim 1949 yılında Mao’nun resmen ilan ettiği Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun kutlandığı şu günlerde tüm dünyanın gözlerini kapattığı, kulaklarını tıkadığı bir acıyı, bir zulmü tüm dünya adeta görmezden gelmeye başlamış ve ne yazık ki bir milletin yok oluşunu sessizlikle izler duruma gelmiştir. Komünist Çin devletinin ve dünya tarihinin en büyük soykırımı ile karşı karşıya gelen Doğu Türkistan halkının acısı bu gün hala tazedir ve hala devam etmektedir.

1949 yılında Doğu Türkistan topraklarında başlayan asimilasyon ve soykırım devam etmektedir. 71 yıldır acının ve zulmün her türlüsüne göğüs geren Uygur Türkleri 21. Yüzyılın yalnızlığa terk edilmiş milleti olarak karşımızda durmaktadır. Çalışma kampları, nükleer denemeler, zorunlu doğum kontrol ve kürtajlarla yarım asrı geride bırakan ama kendi benliğinden ve kimliğinden asla vazgeçmeyen halkımız sözde demokrasi ve insan hakları havarilerinin vurdumduymazlığına rağmen geleceğe umutla bakmak istemektedir. Çünkü Uygur halkı kendi geleceğini kurma, kendi kendini idame etme ve evlatlarına özgürce yaşabileceği bir toprak bırakmanın hayalini 71 yıldır unutmamıştır.

İşte içinde taşıdığı bu umut ve gelecek kaygısı kendisini 2009 yılında vuku bulan ve hafızalarımıza Urumçi olayları olarak geçen hadiselerde bir kez daha göstermiştir. Artık Çinlilerle yaşayamayacağını ve Çin devletinin zulmünün Uygur halkının sabrını taşırdığını gösteren Urumçi olayları halkımızın imkânsızlıklara rağmen zalimin karşısında içten içe nasıl da bir mücadele içinde olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Urumçi olaylarında on binlerce evladını yitiren Doğu Türkistan halkı sonra ki dönemde de Çin devletinin uygulamalarına karşı baş kaldırmış ancak dünyanın ikinci süper gücünün karşısında pek etkin olmasa da hürriyet ateşinin kolay, kolay sönmeyeceğini ispat etmiştir. Bu süre zarfında Çin devleti ise boş durmamış kendi özgürlüğünü ve geleceğini arayan halkımızı terörist ilan etme yoluna başvurmuştur. Dünya üzerinde yüklesen ve dünyanın güçlü devletlerinin adeta bir başka ülkeye müdahalesine olanak sağlayan terörizmi Uygurlara karşı adeta bir savaş alanı olarak görmeye başlamıştır. Basından da takip ettiğimiz gibi Doğu Türkistan’da her olay Çin devletince bir terör olayı imiş gibi servis edilmekte ve ardından Çin acımasız yüzünü bir kez daha göstererek masum halkımız içinde adeta bir insan avı başlatmaktadır.

Doğu Türkistan halkının çektiği acı ve sıkıntıları karşı, karşıya kaldığı asimilasyon ve soykırımı anlatmaya ne kelimeler nede sayfalar kafi gelmektedir. O nedenle kutlanmaya layık görülen 1 Ekimler bizim için yas ve matem, acı ve gözyaşından başka bir anlam ifade etmemektedir. Aklı selim olan ve vicdanın sesini dinleyen her ferde ve her kurumu bir kez daha sesleniyoruz. Yanımızda durun bizimle olun sessizliğimizin sesi olun bir milletin geleceğini kurtarma mücadelesinde Uygur halkını yalnız bırakmayın. Saygılarımla.

DOĞU TÜRKİSTAN
KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEGİ
ADINA


DOĞU TÜRKİSTAN
KAŞGARLİ MAHMUT
ADINA


DOĞU TÜRKİSTAN
MİLLİ MECLİS
ADINA


SEYİT TÜMTÜRK

 

  • Kaynak: Doğu Türkistan Kültür Ve Dayanışma Derneği
  • Etiketler: Doğu Türkistan'Çin,Uygur,

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için