M. E. Batur

Tarihte Doğu Türkistan'da kurulan Uygur devletinin merkezi Turfan Kazasına bağlı Astana Kasabasında Hicri 1311 yılında dünyaya gelen Mahmut Muhiti'nin kendinden başka Mesut ve Maksut adlarında 2 kardeşi daha vardı. Bu kardeşler gayet milliyetçi mukaddesatçı ve vatanperver kişilerdi.

Ömürleri boyunca vatan ve milletine büyük yararlar göstermişlerdir. 1933 yılının başlarında Turfanda meydana gelen milli ayaklanmaya liderlik yapmışlardır. Bu sıralarda Çinlilerle yapılan şiddetli çarpışmalar esnasında Maksut Muhiti şehid olmuştur. Mahmut Muhiti Hoca Niyaz Hacı ile birleşip onun sağ kolu olarak Milli Mücadele saflarında yer almış ve Cephe komutanlığı yapmıştır. Çinlilere karşı elde edilen zaferlere imzasını atmış ve böylece 1933'te Kaşgar’da kurulan Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümetinde Başkomutanlık yapmıştır.

Kısa ömürlü olan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin yine Rus ve Çin işbirliği ile yıkılmasından sonra 1934 de Doğu Türkistan’a giren Rus kuvvetleri kendi Çıkarları nedeniyle Mahmut Muhiti’ye dokunmadı. Rusların tavsiye etmesi doğrultusunda Çinli, fakat Rus kuklası diktatör Genera Şing Şi Say Mahmut Muhiti ile anlaşmak zorunda kaldı ve 6. fırka komutanı unvanını verdi. Mahmut Muhiti ordusuyla beraber Kaşgar'a yerleşmiş. Halkın okuması için hemen bir okul açmış Ruslar ve Şin şi sey Muhiti’ye Ribalkın adında bir Rus’u müşavir olarak vermişlerdi. Mütehassıs ve öğretmen adı altında gelen başka Ruslar da vardı.

Amaçları ise belli Mahmut Muhiti’yi kontrol altında tutmak ve bunda da büyük ölçüde muvaffak olmuşlardı. Mahmut Muhiti’nin yurt içerisindeki faaliyetleri Rusları ve Çinlileri fazlasıyla telaşlandırmakta idi. Bu sıralarda Türkiye’den Meciddin adında bir Batı Türkistan'lı gelmiş, Mahmut Muhiti bu zat-ı açmış olduğu okula müdür olarak tayin etmişti. Muhiti ile Meciddin arasında sıkı bir dostluk hasıl olmuş, bunların arasındaki samimiyet şüphe uyandırmaya başlamıştı. Rus'lar bu durumu tehlikeli görmeye başlayınca okula gelmekte olan kendi çocuklarının defterleri arasında mektup gönderir olmuş.

Şınşısay adamları vasıtasıyla Kaşgar’ın ileri gelen âlimlerinden Abdulgafur ismindeki zayıf karakterli, mevki ve makam düşkünü kişiyi satın almış, bu kişi her yerde şın’ı övmeye başlamış, Şın’ın fikirlerini yaptığı bazı konuşmaları “Kuran’a uygundur.” demeye başlamış. Bu durum ise Mahmut Muhiti'yi son derece üzmektedir. Mahmut Muhiti bir suikast düzenleyip Abdulgafur şehirden çıkıp köyüne giderken köprünün altına gizlediği adamları vasıtasıyla öldürtür. Hükümet bu arada hiç durmadan Muhiti'yi Ürümçi'ye çağırmaktadır. Muhiti ise gitmek istemez. Ruslar'ın maksadı ise Kaşgar'da, Yenihisar'da, Yarkent'te, Peyzabatta, Moralbaşı'da tevkif edeceği kişileri Mahmut Muhiti'nin eliyle tevkif ettirmek istiyordu.

Mahmut Muhiti'ye baskılar artmaya başlayınca Mahmut Muhiti çareyi yurt dışına çıkmakta bulur. Mahmut Muhiti sık, sık ava çıkardı, bu defada yine ava çıkma bahanesiyle yanına aldığı güvenilir adamları ile birlikte Yarkente gelir burada kumandanlarından da fikirler aldıktan ve istişare ettikten sonra Hindistan'a çıkacağını duyurur. Bu sırada 1500 askeri de kendisiyle beraber gitmek istediklerini söyleyerek Muhitiye katılırlar sınırı geçecekleri sırada Muhiti askerlerine geri dönmeleri gerektiğini, buraya kadar refakat ettikleri için teşekkür ettiğini fakat bundan sonra aç kalabileceklerini bunu içinde yeterli parasının olmadığını söyler ve bir kaç kişilik bir grup halinde Hindistan'a vasıl olurlar.

Bu arada daha önce ihanet ettiklerini bildiği Abdullaziz ve İlyas adındaki hainleri suçlarını itiraf ettirdikten sonra bütün yalvarmalarına rağmen orada öldürür. Ve 4.4.1934 tarihinde sınırı geçerler.

18.5.1938 yılında Türkiye'yi ziyaret etmiştir. 6.1. 1939 da Japonya'ya gitmiş, orada Doğu Türkistan'ı Rus ve Çin istilasından kurtarmak için bir istiklal cemiyeti kurmuştur. Daha sonra Japonya işgalinde bulunan Pekin'e gitmiş ve 1944 de beyin kanamasından vefat etmiştir.

  • 840 defa okundu.