DOĞU TÜRKİSTAN UYGUR EDEBİYATI

                                                                                                                      Celâlettin BATUR

 

TURDİ GARİBİ

 

XIX. asrın birinci yarısında ün yapan Türk Uygur şairlerinden biri ise Turdi Garibidir. Tercümei hali hakkında elimizde yeterli bilgi yoktur. Fakat onun Abdurrahim Nizari ve Noruzahun Ziyai ile birlikte "Muhabbet Destanları" adlı destanlar toplamını yazmağa iştirak etmiş olduğu bilinmektedir. Bunun haricindeTurdi Garibi "Şah Behrem" destanının ve "Kitab-ı Garibi" adlı eserinde yazarıdır.

 

 MOLLA SAKİR

 

Türk-Uygur edebiyatının klasiklerinden bahsedildiği zaman Molla Şakir üzerinde durmadan geçmek mümkün değildir. Molla Şakir' in edebiyet çevrelerinde malum olan eseri "Zafer Name" isimli destanıdır.

1805 yılında doğmuş ve Zafer Name isimli eserin 1866 senesinde tamamlanmış olduğunu, bu destanı tamamladığı sıralarda 61 yaşında olduğunu tahmin edebiliriz. En önemli hususiyetlerinden biriside eline silah alıp Doğu Türkistan'da o devirlerde baş gösteren ayaklanmalara bir fiil iştirak etmesidir. Zafer Name isimli eseri de bu ayaklanmaları canlandırmak-tadır. Molla Şakir'in diğer bir hususiyeti ise onu Şark edebiyatının ananelerini çok iyi bilmesıdir. Zafer Name isimli eserini okuduğunuzda, şairin Kaşgarlı Mahmud'un "Divan-ı Lügat-it Türk" isimli meşhur eserini çok iyi tahlil etmiş olduğu kanaatine varabiliriz.

Mesela Kaşgarlım eserini yazmak için iki sene seyahat etmiş olduğunu kaydetmişse, Molla Şakir de kendi eserinde aynı malûmatı vermektedir.Molla Şakir, zafer Name isimli eserinde Doğu Türkistan halkının milli ayaklanmalarını istilacı kuvvetlere karşı yapılan savaşları çok canlı bir dille tasvir etmektedir. Meşkur eserin kıymeti onun kabiliyetli yaratıcılığı kadar, milli ayaklanmalara bir fiil iştirak etmesidir. Eserin başlığına ve manasına dikkat ettiğimizde, yazar kendi eserinde silahlı mücadeleyi şairane bir dille tasvir ettiği gibi bu mücadelenin galibiyetle neticelenmesini maksat edinmiştir. XIX yy yazılan bedii eserler gibi Molla Şakir'in destanında da hayat çok realist olarak yansıtılmıştır. Bu devirde Uygur Türkleri, Mançu-Çin istilacılarına karşı savaşlar vermekte idi. Bu milli ayaklanmalar içinde 1864 senesinde Kuçar şehrinde patlak veren milli ayaklanma Molla Şakir'in zafer name isimli destanında zikr edilmektedir. Zafer name destanında kaydedildiğine göre, 1864 senesi Uygur Türkleri Reşidin Hoca liderliğinde ayaklanarak Kuça Şehrindeki Mançu-Çin garnizonunu basarlar. Mançu-Çin askeri Kuçar'dan tamamen temizlenir. Reşid'in Hoca kendini padişah ilan eder. Bundan sonra Reşid'in Hoca liderliğindeki Uygur-Türk askerleri Kaşgar ve Doğu Türkistan'ın diğer şehirlerinide Mançu-Çinliler'den temizler.

 

BİLÂL NÂZIM

 

XIX. asırda ün yapan diğer bir Türk-Uygur şair ise Bilâl Nâzım'dır. 1825 yılında Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası bütün varlığını ortaya döküp okutmaya gayret etmiştir. Oğlunun müziğe ve şiire olan istidadını görerek onu medrese tahsiline hazırlamıştır. 22 yaşında Gulca'da medrese tahsilini tamamlayıp Gulca'daki camilerden birine imam olur. Bu sırada Gulca'da Mançu-Çin zulmüne karşı milli direniş hareketi başlar. Bu direniş neticesinde 1864 senesinde İli' de bir Sultanlık teşkil edilir. Bu ayaklanmanın Doğu Türkistan'ın diğer şehirlerine de tesir etmesi neticesinde 1867 yılında Kaşgar'da bir Emirlik meydana gelir. Bilâl Nâzım'da ağabeysi Celâlettin ile eline silah alıp milli ayaklanmaya iştirak eder ve Mançu-Çin istilacılarına karşı savaşır. Milli ayaklanmalardan sonra tekrar camideki vazifesine döner ve kıymetli el yazılarını nakletmeye ve halkın dilekçelerini yazmaya çalışır. Aynı zamanda seyahat ederek gittiği yerlerden folklor ürünlerini toplamakla da meşgul olur Bilâl Nâzım bu işlerle meşgul olduğu bir sırada Doğu Türkistan'ın İli vilayetini geçici olarak işgal eden Çar Rusyası askerlerinin çekilip gitmesinden sonra orasını tekrar işgal eden Mançu-Çin istilacılarının yerli halka yaptığı zulümleri bir zat müşahede eder. 1890 senesinde Bilâl Nâzım'ın gözleri kör olur. Neticede Mançu-Çinlilerin zulmü dayanılmaz bir hale geldikten sonra o da Sovyetler Birliğinde bugün ki Panfilov şehrine göç eder ve 1899 yılın burada vefat eder.

Bilâl Nâzım sadece usta bir lirik şairi olarak kalmamı ş aynı zamanda destan türün dede birçok eserin yaratıcısı olmuştur. Bunların içinde "Canmoza Yusufhan" ve "Nazuçum" veya "Naziğim" isimli destanları en meşhurlarıdır. Hikaye şeklinde yazılan Nazuğum adlı esrinde Bilâl Nâzım birTürk-Uygur kızının facialı hayatı ve onun kendi hürriyeti için yapmış olduğu kahramanlıklarını dile getirmektedir.

Bu eserin ehemmiyeti, Nazuğum'un çok milliyetçi, vatanına ve milletine bağlı bir Tüı k -l fygur hanınu olmasındandır Gerçek bir halk şairi olan Nazuğun'un yıkılmaz iradesi ve vatanperverliğine kendi muhabbetini de ilâve etmiştir. Bilâl Nâzım'ın diğer meşhur bir eseri de "Kitab-ı Gazet Der Mülki Çin" adlı eseridir. Bu eser ananevi bir ruhla yazılmıştır.

 

ŞEMSEDDİN

 

Türk Uygur klasik edebiyatında mühim bir yer tutan diğer bir sima ise Şemseddin'dir. Şemseddin "Galip ve Şah Senem" adlı eserin yazarıdır. Bu el yazmasının bir nüshası Kazakistan Cumhuriyeti'nin merkezinde saklanmaktadır. Edindiğimiz bilgilere göre eserin birinci ve ikinci sayfaları eksiktir. Büyük ihtimalle şairin kendine ait olan bilgiler bu kaybolan sayfalarda idi. Eserin metninden anlaşıldığına göre eserin 1888 senesinde Doğu Türkistan'ın Üç-Turfan şehrinde yazılmış olması muhtemeldir.

"Bu tağlari igiztağlar,Geripyolunu bağlar" denen satırlar bunu teyid etmektedir. Bu eser Uygur Türkleri’nin bir kısmının Mançu-Çinliler tarafından Doğu Türkistan'ın güneyinden İli vadisine sürgün edilmesinden bir müddet sonra yazılmıştır. Maalesef, Şemseddinin doğum ve ölüm tarihleri hakkında yeteri i malumat yoktur. Onun başka eserler yazıp yazmadığı da belli değil."Garip ve Şah Senem" adlı eser anlam ve kompozisyon itibariyle folklor eserine yakın olmasına rağmen, bir yazma edebiyat eseridir. Çünkü, eser çok realist planda yazılmış olup, onda folklorun destan türündeki eserlerine özgü mübalağa yok gibidir. Gerçi, Şemseddin'in bu eseri derinlemesine tetkik edilmemişse de, XIX. asrın Türk Uygur yazma edebiyatı için epey büyük bir eser olarak kabul edilir.

 

(Sürecek)

  • 1040 defa okundu.