SEYİT TÜMTÜRK
 
Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Türkiye'mizde sık sık devlet üst kademelerince "Adriyetikten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyası ve Türk'lerin nüfus alanıdır" sözü sarf edilirken, devlet olarak milli ve manevi yükümlülüklerimizi ne derece yerine getirdik? Ancak düşmana hedef tespitinde yardımcı olduk dersek haksızlık etmiş olmayız. Çünkü bu sözler Türkiye'mizde söyleneli beri Adriyatik'teki Boşnak kardeşlerimizin gözlerinden yaş eksik olmuyor. Sözüm ona medeni Avrupa'nın göbeğinde, sadece Müslüman oldukları için bir millet tarihten silinmeye çalışılıyor. Kadınlar yaşına bakılmak¬sızın tecavüze uğruyor. İnsanlar genç ihtiyar çocuk denilmeden katlediliyor. Faşist Hitler'in bile uygulamadığı işkence Ve soy kırıma tabi tutuluyor. Bu vahşetin Adriyatik cephesi. Birde Çin Seddi bölümü var ki, üzerinde 35 milyon Müslüman-Türk'ün, 1.200.000.000 Çin'liye karşı yok olmama mücadelesi verdiği mübarek vatanımız Doğu Türkistan. En az Bosna'daki kardeşimiz kadar vatanına aşık, hürriyetine hasret, milyonların yurdu. Verdiği yüz binlerce şahide rağmen, bağımsızlık mücadelesini bir türlü; Müslüman'ın derdine sağır, kör Ve laka yit olan dünyaya duyuramamış mazlum Doğu Türkistan. Yıllardır başına musallat olan bir kâbus ve karabasan gibi çöken emperyalist Çin işgalcileri; 35 milyon Müslüman-Türk'ün, geçmişte Maya'lar. Aztek'ler ve Kızılderililerin katliamlarla yok edildikleri gibi tarih sahnesinden silinmeleri için çok önceden planlanmış bir senaryonun içindeler. Emperyalist Çin Doğu Türkistan'da Müslüman- Türk'lerin üzerinde ne gibi oyunlar oynuyor, planı nedir, Doğu Türkistan'dan Sonra Türk Cumhuriyetleri üzerinde emelleri nelerdir, komşu ülkeleri için nasıl bir yayılmacılık izliyor, neticede dünya ve dünya barışı için ne gibi tehlike arz ediyor? Bu konular hakkında bilgi vermeden önce, atalarımızın Sarı Tehlike, günümüz insanlarının ise uyuyan dev olarak iki kelime ile çarpıcı bir şekilde ifade ettikleri Çin'i, düşmanı tanımak babından, rakamlarında yardımıyla biraz açmak ve potansiyel tehlikesini dünya kamuoyunun gözleri önüne sermek gerekir.
Çin Halk Cumhuriyeti, 9.734.000 km.2 lik yüzölçümü, 1.192.550.000 nüfusu ile Rusya ve Kanada'dan sonra dünyanın üçüncü bü¬yük toprağıyla dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkesidir. Nüfus itibarı ile Dünyamızda Yaşayan her beş insandan biri Çin'lidir. Çin Halk Cumhuriyeti, topraklarının 7/10'unu , iş¬gal ederek topraklarına kattığı; Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi (Doğu Türkistan), Şizang (Tl¬bet), İç Moğolistan, Guanşi, Ninşia olmak üzere 5 özerk bölgenin oluşturduğu ve bünyesin¬de 69 özerk yönetim ve 56 azınlık millet barındıran istilacı ve şövenist bir millettir. Çin Halk Cumhuriyeti düne kadar, sosyalist rejimin 45 yıllık idaresi neticesinde 1.200.000.000 nüfusu ile fakir, hantal ve geri kalmış bir görünüm sergiliyordu. Ülkedeki tartışmasız tek otorite ve lider Pozisyonundaki Mao'nun 9 Eylül 1976 tarihinde ölümünden Sonra baskıda dayalı liberal ekonomiyi benimsedi. Fakat siyasi yapıda sosyalist ideolojiden taviz vermedi.' Bunun neticesinde ekonomide rahatlama ve büyüme devrine geçildi. Şu anda Çin ekonomisi 1993 verilerine göre %13'lük bir büyüme hızına ulaşmıştır ABD, İngiltere, Almanya gibi sanayileşmiş ileri ülkelerde yıllık büyüme hızı %2-3 civarındadır ve hatta bazılarında durma noktasına gelmiş bulunmaktadır. Rusya ise, Gorbaçov'un başlatmış olduğu glastnos ve prestroika hareketleri ile,70 yıldır komünizmden bunaImış halklara ' ekonomik, siyasi ve kültürel alanda bir dizi yenilikler getirdi.
Açlık, sefalet ve yokluk içinde bulunan halklara verilen haklar ve kısmi reformlar neticesinde milliyetçilik duyguları ile çeşitli bölgeler ve cumhuriyetlerde ayrılıkçı hareketler gelişerek Sovyetler Birliği'nin akıbetini hazırladı. Bu hareketler sonucunda, Baltık ülkeleri başta olmak üzere Sovyetler Birliği'ni oluşturan cumhuriyetler birer bağımsızlıklarına kavuştular. Hasta adam Rusya ise parçalanışına çaresizlik ve ümitsizlik içinde seyirci kalmaktan başka bir şey yapamadı. Çin Rusya'daki olayları iyi tahlil ederek tercihini doğru yönde kullandı. Rusya'nın düştüğü hataya, ekonomiyi önceden liberalleştirip halkını sosyalist idare ile yöneterek aynı hataya düşmedi,. Siyasi istikrarı muhafaza etti ve %13'lük kalkınmayı gerçekleştirdi. Bu kalkınma ve refah ekonomik olarak halkına kısmen yansıdı. Sonuçta kendini Rusya gibi parçalanmaktan bir müddet kurtarmış oldu. 1993 yılında %13 lük ekonomik büyümeyi yakalayan ülke sayısı üç beşi geçmez. Bu ülkeler arasında potansiyel olarak tehlike arz eden tek ülke Çin'dir. Sebebini de şu şekilde izah edebiliriz: 1950-60-70 li senelerde henüz halkını bile doyuramayan aç ve yoksul bir ülke olduğu halde Çin;
1) 1950 senesinde Kore'ye saldırmıştır.
2) 1962 yılında Çin ordusu küçük Tibet olarak bilinen Ladak'ın bir bölümünü istila edip. Assam'a girmişler ve Hindistan ordusunu bozguna uğratmışlardır.
3) 1979, 17 Şubatta Kamboçya ile savaşan Vietnam'a saldırıp, bir hafta içinde 80 km. ilerlemiştir. Bu istila ve işgal hareketlerinin yanı sıra hemen hemen bütün komşuları ile sürtüşme ve Rusya dahil birçok komşusu ile sınır anlaşmazlıkları mevcuttur.
Çin, o dönemlerde bile istilacı ve yayılmacı politikasından bir şey kaybetmemiştir. Ekonomisindeki bu hızlı büyüme ve canlanma, Çin’in, 1.200.000.000 nüfusu ile hantal ve fakir çehresini değiştirip; kendinden emin ve dünya liderliğine soyunan, Asya'da ekonomik, siyasi ve askeri bir güç merkezi haline gelen bir ülke olması için zemin hazırlamıştır. Amerika başta olmak üzere Almanya ve Japonya gibi sanayileşmiş Avrupa ülkeleride, Çin'deki 1.200.000.000 luk pazarın cazibesi ile Çin'e yaranmak Çin, ne insan hakları ihlallerinin görüyorlar, nede nükleer denemelerini protesto ediyorlar. Açıkçası, Çin'in ekonomide ulaştığı seviye dolayısı ile hiç bir ülke Çin 'i uluslararası alanda tecrit etmek istemiyor. Fakat Çin 3.000.000 kadar silah altındaki askeri ve sayıları 18,20 milyonu bulan çoğunluğu sınırlarına yerleştirilmiş milis kuvvetler ve 15 milyar dolara varan askeri harcamasıyla önemli bir askeri güce sahiptir ve bu gücünü sürekli olarak arttırmaktadır. Geçtiğimiz senelerde, başta Pakistan, İran, Irak ve bazı Arap ülkeleri olmak üzere üçüncü dünya ülkelerinede elindeki mevcut silahları satıp döviz girdisi elde ederken, diğer taraftan yüksek teknolojiye sahip modern silahların alımı içinde çaba sarf etmektedir.
Çin bu harcamalarını çok büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirmektedir. Bu dış alımlarında 2 milyar dolarla Rusya baş sırayı almaktadır. Bu alımlarda, 28 adet bombardıman uçağı, 300 füze savar, çok sayıda tank ve zırhlı araç mevcuttur. Çin, Ukrayna'da donanması için uçak gemisi siparişi vermiştir. Ayrıca askeri açıdan Rusya'dan teknik elemanlar Çin'e gelerek çeşitli sahalarda yardımcı olmaktadır.
İsrail'le son yıllarda Çin ikili, üst düzey sıcak temaslarda bulunmaktadır ve bu sayede ABD askeri teknolojisini Çin 'e sızdırmaktadır. İsrail 1992 senesinde konu ile ilgili olarak ABD tarafından uyarılmış bulunmaktadır. Çin'in Ukrayna'ya uçak gemisi siparişinde bulunduğunu ve bu uçak gemisinin Karadeniz'deki tersanelerde yapımını devam etmekte olduğunu belirtmiştim. Dünyada uçak gemisine sahip ülkeler bellidir. Bunlar ABD, Rusya, Fransa, İngiltere'dir ve yakında Çin bu ülkelerden biri olacaktır. Aynı zamanda bu ülkeler, dünyayı idare eden Birleşmiş Milletlerin beş daimi üyesidir ve geçmişlerine bakarsanız sürekli yayılmacı bir politika güden, toprakların¬dan binlerce kilometre uzaklıktaki ülkeleri sömürgesi haline getirmiş ve idare etmiş, bir çok ülkeye karşı askeri açıdan tehlike oluşturmuş emperyalist ülkelerdir. Şimdi Çin, bu ülkeler gibi nereleri hedef almıştır ki, bu amaçlar için kullanılan, havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçarları, uçak gemileri, menzili 10.000 km. lik bir alan olan nükleer başlıklı füzeleri askeri gücüne dahil etmiştir.
Çin'e komşu olan ülkeleri son yıllarda daha çok kaygılandıran başlıca sebeplerden biri, Çin'in giderek artan potansiyel gücünün zamanla ekonomik güç olmaktan çıkıp askeri bir güç haline dönüşmesidir. Bu durumda dünyanın önüne 2 tercih çıkıyor.
1) Tamamen ticari çıkarları ön plana alarak, sürekli olarak büyüyen Çin ekonomisini ve askeri gücünü görmezlikten gelmeye devam etmek.
2) Ticari çıkarları bir kenara bırakıp insanlara ve insanlığa hizmet için, Çin'in bu tehlikeli gidişine çok geç olmadan dur demek

  • 1031 defa okundu.