MEHMET EMİN BATUR
 
Bu yazıya büyük Doğu Türkistan mücahidi, cennetmekan merhum Mehmet Emin Buğra Bey'in şu sözleri ile başlamak istiyorum.
"Vatan için vatandan ayrılmak"

Evet, durup dururken hiç kimse kendi öz vatanını terk eder mi? Hele, hele hürriyetini bağlayıcı her hangi bir sebep yokken. Tabii ki, hayır. İşte biz, çok eski tarihlerden beri ecdadımızın bağımsızlık uğruna sayısız şehitler vererek mücadele ede geldiği, aziz vatanımız Doğu Türkistan'ın, Türk-İslam ve insanlık düşmanı olan komünist Çin'li müstemlekeciler tarafından işgal edildiği 1949 yılından sonra muhtelif tarihlerde, hür dünyanın değişik ülkelerine göç ettik. Biz, hicret etmek zorunda kalan muhaceretteki Doğu Türkistan'lılar, vatanımızdan neden ayrılmak zorunda olduğumuzun bilincindeydik. Tek hedefimiz vardı, oda; her şeyden aziz ve mukaddes bildiğimiz vatanımız Doğu Türkistan'ın Çin'li müstemlekecilerden kurtarılması için çalışmak.

Bu ulvi maksadımıza ulaşmadan şanslı olanlarımız da hiç şüphesiz ki, Türk ve İslam aleminin sarsılmaz kalesi olan aziz Türkiye'mize yerleşenlerdik. Türkiye'ye geldiğimiz günden itibaren sımsıcak çehreler, dost eller, davamıza gönülden destek veren insanlarla karşılaştık. Çok şükür ki, böylesine insanların her geçen gün sayılarının arttığını görmek bizlerin mücadele azmini arttırmaktadır. Allah aziz Türkiye'mizi ilelebet payidar kılsın.

İslamiyet, vatan, millet ve bağımsızlık gibi konulara soğuk bakan her şeye maddi açıdan yaklaşan yaşamın yalnızca hayatını idame ettirmek olduğunu düşünen kişilere karşı hoş görülü olmak, onlara sıcak bakmak asla mümkün değildir. Doğu Türkistan'lılar camiasında bu zihniyetteki kişilerin mücadele saflarına katılmaları sağlanmalıdır. Kayseri'de yerleşik Doğu Türkistan'lılar olarak 1965 yılından beri aralıksız olarak mukaddes davamızın çizgisinden asla ayrılmadık. Çeşitli tarihlerde kurmuş olduğumuz dernekler vasıtası ile, kanunlar çerçevesinde, faaliyet gösterdik. En önemlisi aynı mahallede bulunmamız nedeni ile Doğu Türkistan örf, adet, gelenek ve göreneklerini büyük ölçüde yaşattık.

En son olarak da 1989 yılında Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğini kurduk. Kurulduğu günden bu yana Doğu Türkistan davası konusunda elimizden gelen her türlü çabayı sarf ettik ve etmeye devam edeceğiz.

Çünkü burada hemen, hemen her dalda yüksek okul mezunu olanlarımızla birlikte sayıları yüzün üzerinde samimi, azimli, inançlı ve gerektiği zaman düşmanın başına çelik bir yumruk gibi inebilen genç bir kadromuz mevcuttur.

Bizler burada "aman Çin hükümetini küstürmeyelim, gücendirmeyelim" politikası ile bir yere varılamayacağına inanan, hedefini tam olarak belirlemiş, kararlı bir toplumuz. Burada hiç kimse en ufak bir maddi menfaat peşinde değildir. Milli ve manevi konularda maddi çıkarların ön plana çıktığı hiç bir çalışmanın samimi olduğuna inanmıyoruz. Önümüzde bizim faaliyet alanımızı daraltan hiç bir engel yoktur.

Yıllardır faaliyetlerimizi perçinleyecek bir yayın organının eksikliğini daima hissediyorduk, sonunda, bu boşluğu da karlara ve şiddetli soğuklara benzettiğimiz tüm imkânsızlıkların ortasından adeta bir kardelen çiçeği gibi fışkırarak çıkan "GÖK BAYRAK" adlı dergimiz ile doldurmuş bulunuyoruz. İnşallah, bu dergimiz ve faaliyetlerimiz, bütün dünyadaki Doğu Türkistan'lılarımızın ve dolayısıyla, milli ve manevi değerlere önem veren herkesin hislerine tercüman olacaktır.

Bizlere bu mücadele ruhunu aşılayan, merhum Mehmet Emin BUĞRA bey başta olmak üzere, geçmişte Doğu Türkistan'ın istiklali uğrunda canlarını feda eden büyüklerimizi rahmetle anarken, halen bizlere desteklerini devam ettirmekte olan İsa Yusuf ALPTEKİN beye ve bu yüce davaya maddi ve manevi katkılarda bulunmakta olanlara kalbi şükranlarımızı sunmayı bir borç biliriz.

Yazıma merhum Necip Fazıl Kısakürek'in şu mısraları ile son veriyorum.

"Surda bir gedik açtık Mukaddes mi mukaddes.
Artık ey kahpe rüzgar Ne yandan esersen es"

  • 1039 defa okundu.