Gökbayrak Araştırma Birimi

ÇİN'İN ŞÖVENİSTLİĞİ
Çin Güney Afrika ile diplomatik ilişkileri başlatma kararı almasının ardından bu ülkenin idari başkenti Pretorya'da büyükelçilik açarken Tayvan, buradaki büyükelçiliğini kapattı. Çin büyük elçiliğinin açılışında konuşma yapan Çin Dışişleri Bakanı Cien Çiçen iki ülke arasında yeni bir dönemin başladığını belirtirken Kızıl Çin bayrağını da göndere çekiyorlardı.
Komünist Çin'in yoğun baskıları ve elçilik açma şartı ise, "Benden büyük elçilik istiyorsan
Tayvan'ın kini kapat" olmuştur. G. Afrika yönetiminin boyun eğmesinden sonra ise Pretorya'daki Tayvan büyükelçiliğinin gönderdeki bayrağı yavaş, yavaş indirildi. Üç blok ötedeki Tayvan büyük elçiliğinin kapatılması anlaşması, geçen yıl sonların da Tayvan'ı tanıyan ülkelerle diplomatik ilişki kurmama ilkesini ortaya koyarak anlaşmışlardı. 2 OCAK 1998


ÇİN'İN PROBLEMLERİNDEN BİRİ
Çin'in, istatistik uzmanlarının kendi açıklamalarına göre Japonya gibi yaşlı nüfus problemi ile karşı karşıya kalan Çin'de de insanların büyük kısmı düşük yaşam standartları altında bulunuyor,
Çin'deki problemlerden diğeri ise, son yıllarda hızlı bir artış gösteren kente göç olayı. 1997 yılı sonu itibariyle kent ve kasabalarda yaşayan nüfus, yılın ilk zamanlarına oranla yüzde 0,55 artarak toplam nüfusun yüzde 29.9 una ulaştı. Dolayısıyla bu ciddi artış kentlerde sosyal planlama sorunlarının ve suç işleme oranlarının artmasına neden olacaktır.

Hatırlanacağı üzere, kalabalık nüfusun güçlü bir Çin anlamına geleceğini söyleyerek, halkı çok çocuk yapmaya teşvik eden Mao Ze-dung'dan sonra gelen yöneticiler, aşırı kalabalık nüfusun ülkeyi güçten düşüreceği düşüncesi ile genel doğum kontrol uygulaması başlatmışlardı. Katı bir şekilde uygulamaya konulan "Her aileye bir çocuk" kampanyasına göre, birden fazla çocuğu olan aileler fazladan vergi verecek, bunun yanı sıra çeşitli cezalarla karşılaşacaklardı.

Burada hemen hatırlatalım kendi halkına uyguladıkları bu nüfus kontrolü Doğu Türkistan'da uygulamakta oldukları kürtaj, bir çocuktan sonrakilere nüfus vermeme (kara nüfus) nükleer denemelerle ve Çin'li göçmen yerleştirme yöntemleri ile Müslüman Türk milletine uyguladıkları asimilasyonlarının doğruluğunu teyid etmesi bakımında çok önemlidir.

1996 da toplam nüfuslarının 0.13 ünü teşkil eden 65 yaş üstü, 1997 sonunda yüzde 6.54'e ulaştı. 1997 yıl sonu verilerine göre, 1-14 yaş arası olanlar toplam nüfusun yüzde 26'lık bir oran oluştururken 15-64 yaş arasındakilerin oranı yüzde 67.5’i buluyor. 13 OCAK 1998

DOĞU TÜRKİSTANDA NÜKLEER DENEME SONUCU ÇİN'DE DEPREM
Çin'in kuzey batı bölgesinde Richter ölçeğine göre 6.2 şiddetindeki depremde 47 ölü 2000 den fazla yaralı var. Doğu Türkistan'ın Lop-Nor bölgesinde 1964 yılından itibaren yapmakta oldukları, Nükleer Denemelerin bir sonucu olarak basına yansıyan Doğu Türkistan ve Çin'deki depremlerin kronolojisine bir göz atalım.

TEMMUZ 1976: Çin'in kuzeyinde Tangshan şehrinde 7.8 şiddetindeki deprem bilançosu 270 bin 500 ölü.

AĞUSTOS 1988: Doğu Türkistan'da 7.4 şiddetindeki depremde 67 kişi öldü. 100'den fazla yaralı.

KASIM 1988: Yunna bölgesinde 7.6 şiddetindeki depremde 730 ölü. 400 bin ev çöktü.

NİSAN 1990: Ülkenin yine kuzeybatısında yer alan Qinghai bölgesinde 6.9 şiddetinde deprem 126 kişi öldü.

EKİM 1995: Yunan bölgesindeki 6.5 şiddetindeki depremde 50 ölü, 6 binden fazla yaralı, 170 bin insan yaralı.

ŞUBAT 1996: Yunan bölgesinin Lijiang kasabasını etkileyen 7 şiddetindeki deprem 304 ölü 16.000 den fazla yaralı.

OCAK 1997: Doğu Türkistan'da 6.4 şiddetinde deprem 50 ölü, 40'dan fazla yaralı.
Dikkat edilirse bizim Lop-Nor bölgesine yakın olan kuzey batıda ve asıl nükleer deneme alanı olan Doğu Türkistan'da deprem olayının fazlalığı dikkat çekicidir. 11 OCAK 1998
 
ABD VE ÇİN NÜKLEER İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALADI
ABD Başkanı Bill Clinton'ın, Çin ile Nükleer işbirliğine ilişkin bir anlaşmayı 12 Ocak'ta imzaladığı açıklandı. Beyaz sarayda yapılan açıklamaya göre, bu anlaşmayla Çin yönetiminin, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin prensiplere uyması hükme bağlanmış oldu. Anlaşma sayesinde ABD yönetimi, sivil nükleer donanımları Çin'e ihraç edebilecek. ABD yönetimi, Çin'e nükleer malzeme satışına uygulanan ambargoyu geçen Ekim ayında kaldırmıştı. 16. OCAK 1998

ÇİN, DÜNYANIN KİMYASAL ÖLÜM DEPOSU
Bilimsel gelişme sadece insanların ömürlerini uzatmak, onları daha kaliteli yaşatmak için kullanılmıyor madalyonun diğer yüzünde bilim, insanların kitleler halinde öldürülmesi için bir araç olmaktan kurtulamıyor.

Dünyanın bir köşesinde bilim adamları laboratuarların da ölümcül hastalıklara çare bulmak için ter dökerlerken diğer köşelerinde karanlık güçler benzer laboratuarlar da ölüm saçacak mikroplar üretiyorlar.
İşte bu mikrop yuvalarından biri ve en önemlisi ÇİN
Rusya, Hindistan, Pakistan, İran, Irak, Suriye, Libya ve Kuzey Kore arasında Çin Nükleer, biyolojik ve kimyasal ölüm saçan silah üretim ve yine diğer ülkelerden ayrılan yanı bunları diğer tehlikeli ülkelere satmış olması. Kimyasal silahlar anlaşmasını imzalamasına rağmen Çin'in kapsamlı bir kimyasal silah üretim ve dağıtım ağına sahip olduğu artık biliniyor.

1984 yılında imzalanan Biyolojik ve Toksik Silahlar Anlaşmasına da onay vermişti. Ancak bu tarihten itibaren saldırı amaçlı biyolojik savaş programı yürüttüğü haberleri alınıyor. Terör örgütü PKK'ya verdiği destek ile bilinen İran'a da bu tür silah teknolojisi sattığını dergimizin geçen sayısında Amerikan Kongre Araştırma Servisi (KRS)'nin araştırmalarına dayanarak belirtmiştik. 18 OCAK 1997

ÇİN'DEN ABD'YE GÜVENCE...
ÇİN'DEN İRAN'A FÜZE YOK
Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin, ABD'ne "İran'a yapılacak füze satışlarının tümünün durdurulduğu ve füzelerin geliştirilmesi için bu ülkeye yardım edilmeyeceği" yolunda güvence verdi.
ABD Savunma Bakanı Wİlliam Cohen, Pekin'de Zemin ile görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin'in Tahran'a gemilere karşı kullanılan C-801 ve C-802 tüze satışının durdurulacağı ve Tahran'ın elinde bulunan tüzelerin geliştirilmesine yardımcı olmayacağı yolunda güvence verdiğini bildirdi. Hatırlanacağı üzere  1989'da demokrasi yanlılarının Tiananmen Meydanındaki gösterilerin kanla bastırılmasından sonra Çin'in askeri malzeme ve silah satışını ABD yasaklamıştı. Avrupa birliği de ABD'nin bu kararına sonradan katılmıştı. Ama şu gerçek hiç unutulmamalıdır ki uzun yıllardır İran'ı silahlandıran Rusya ve Çin ABD'ne karşı Ortadoğu'da İran'ı desteklemeye devam ettiler ve bunu devam ettireceklerdir. Daha önceden de üzerinde önemle durduğumuz gibi ABD açısından olmasa da Aziz Türkiye’miz açısından önemle takip edilmesi gereken bir konudur.   20 OCAK 1998
 
ÇİN, BM İNSAN HAKLARI KOMİSYON BAŞKANINI DAVET ETTİ
Pekin'in kendi diplomatik kaynaklarından alınan haberlere göre, Çin Dışişleri Bakanı Cien Çiçen.'den İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook'la görüşmesinde, Çin hükümetinin BM İnsan Hakları Komisyon Başkanı Mr. Robinson'u kendi belirleyeceği bir tarihte ülkede görmeye hazır olduğunu belirtti.

Doğu Türkistan'da, Tibet'te, İç Moğolistan'da işlemekte oldukları insanlık suçlarını gizleyebilmek için her ne kadar açık olmaya çalışsalarda artık Dünya önünde şövenistliğini gizleyemeyeceklerdir.
Geçen yılda BM, Kültürel, Toplumsal ve Ekonomik Haklar sözleşmesini imzalamıştı. Yakında'da Toplumsal ve Ekonomik haklar sözleşmesini imzalayacaklarını açıklamışlardı.

BM İnsan Hakları Komisyon üyeleri zahmet edipte Doğu Türkistan'a Çin'in gösterdiği değilde kendi tespit, edecekleri şehir, köy ve kasabalara gitseler de insan Hakları Evrensel Beyannamesinin hangi maddelerine uyuluyor gözleri ile görseler. 20 OCAK 1998


ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN DERNEĞİNİN FAALİYETLERİNİ DIŞİŞLERİ BAKANI CEM'E ŞİKAYET ETTİ.
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Çin Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı ve Dışişleri Bakanı ile görüştü.  Çin tarafının Türkiye’deki Doğu Türkistan derneği'nin faaliyetlerinden rahatsızlık duyduğunu bildirdiği, Türk tarafının ise barışçıl faaliyetlere Türkiye Cumhuriyetinin bir müdahalesi olmadığı yanıtını verdiği bildirildi. Türkiye, Çin'de gerçekleşebilecek tüm projelere yönelik 15 gün içinde proje paketi hazırlayacak. 16 ŞUBAT 1998


ÇİN'Lİ MUALİF LİN XİNSHU'YA EV HAPSİ...
Çin'deki insan hakları ve demokratik hareketleri araştırma merkezi tarafından, Lin'in ailesinin verdiği bilgilere dayanarak yapılan açıklamada, evinin çevresinde polisin sürekli görev yaptığı ve kimsenin içeri girmesine izin verilmediği kaydedildi. Lin, 13 Şubatta hükümete ve Çin Kominist Partisine yaptığı çağrıda, "Başbakan Li Peng'in bu görevde yetersiz kalacağı gerekçesiyle Parlamento Başkanlığı görevini üstlenmesinin engellenmesini" istemişti. 7 ŞUBAT 1998


İTALYA'YA KAÇAK GÖÇENLER ARASINDA ÇİN'LİDE VAR
Son bir aydır hızlanan İtalya'ya kaçak göçmen akını devam ediyor, Ülkenin güneydoğu kıyılarında bu sabah 262 kaçak göçmen yakalandı. Güvenlik güçlerinden öğrenildiğine göre Lecce Liman kenti yakınlarındaki kumsalda, aralarında 30 kadar Kürt, 5 Çinli ve çok sayıda Arnavut'un bulunduğu 262 kişi ele geçirildi. 27 ŞUBAT 1998

  • 871 defa okundu.