Celalettin Batur
 
Türk Ocakları Ankara Şubesi ve Doğu Türkistanlı Öğrenci-Gençler Birliği'nin katkıları ile düzenlenen bu sempozyumdan dolayı teşekkür ederim.

Mehmet Emin Buğra beyin edebi kişiliğine geçmeden önce zorluklarla geçen mücadele hayatı ve eserlerinden kısaca bahsetmekte yarar vardır. Mehmet Emin Buğra bey 12 Şubat 1901 yılında Hoten vilayetinde dünyaya geldi. Yörenin sayılı din alimlerinden olan babası Pirabidin Hacı'yi küçük yaşta kaybetti. 6 kardeşi ile beraber annesi Sakine Banu hanım tarafından büyütüldü.

9 yaşında Hoten'de ilk tahsilini 22 yaşında ise Karakaşta o devrin ünlü medreselerinde yüksek tahsilini Arap ve Fars dili edebiyatı üzerine tamamladı. 1922 – 1930 yıllarında Karakaş Oybağ Medresesi'nde İslam Hukuku Müderrisliği yaptı. Doğu Türkistan’ı istila eden Çin hakimiyetinin dehşet verici zulüm ve işkencelerine karşı çare ve tedbirler aradı. Haksızlıklara karşı yükselen sesler hemen kanla bastırılıyordu. Genç müderris ve öğrencileri örgütledikten sonra bütün yurdu dolaşarak aydın bildiği kişilere danıştı; Var olan şartlar içerisinde Çinlilerin baskı ve zulümlerinden kurtulmak için silaha sarılmaktan başka çare bulunmadığı kanaatine vardı. Gezdiği şehirlerde Çin hükümetinin askeri gücü ve yöre halkının psikolojik durumu gibi stratejik konular hakkında bilgi topladı. Bu sırada Gulca'da Sabit Abdulbaki (Sabit Damolla) ile görüştükten sonra;

- Siyasi ve barışçıl yollarla istilacıların Doğu Türkistan'dan çıkamayacaklarını.
- Öncelikle değişik yörelerde silahlı gizli Milli teşkilatların kurulması
- Tüm Doğu Türkistan sathında silahlı milli kurtuluş hareketlerinin bir an evvel başlatılması gibi ortak kanaatlara vardılar.

Hoten'e geri dönerek 1931 yılında Milli İnkılap Teşkilatını kurdu ve silahlı ayaklanmayı 1932 yılında başlattı. Batı'da Yenihisar'dan doğuda Çin'in Dunhuvang eyalet sınırına kadar olan bölgeyi Çin istilasından kurtarıp hürriyet'e kavuşturdu.

Bütün Milli teşkilatlar 12 Kasım 1933 yılında Kaşgar’da toplanıp Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini kurdular ve Gökbayraktan Albayrağa selam gönderdiler. Kardeşleri Nur Ahmet ve Abdullah Buğra beyler Yenihisar muhaberesinde şehit düştüler. Tunganlar ve Rus kuklası Şin şi Sey'in tecavüzleri sonucu Mehmet Emin Buğra bey Hindistana hicret etmek zorunda kaldı.

Fakat burada boş durmadı. Hindistan ve Afganistan'ın Doğu sınırı olan Pamir ve Vahan yörelerinde silahlı toparlanma ve yurda dönüş faaliyetlerinde bulundu. Sonuç alamayınca Afganistan'a yerleşti. Yine boş durmadı ve 1942 yılına kadar Türk tarihini araştırdı. Meşhur Şarki Türkistan Tarihi'ni kaleme aldı Türkiye Kabil Büyükelçiliğindeki Memduh Şevket Esendal ile tanıştı. Bu zattan büyük manevi yardımlar gördü. Eğitilmiş insan eksikliğinin zararlarını gören Mehmet Emin Buğra bey muhaceratta bulunan Doğu Türkistanlı gençlerin bir kısmını Afganistan'da modern okullarda okuttu. Bazılarını da Türkiye'ye gönderip Askeri Akademilerde okumasına yardımcı oldu.

1940 yılında İsa Yusuf Alptekin Afganistan'a geldi. Mehmet Emin Buğra beyle görüşerek bir fikir birliğine vardılar. Etkinliğini arttırabilmek için 1942 yılında tekrar Hindistan'a gitti. İngiliz istihbarat örgütleri Mehmet Emin Buğra bey gibi bağımsızlık Mücahidinin Hindistan'da kalmasının büyük tehlike oluşturacağı kanısına vararak 6 Ay müddetle Paşaver merkez ceza evinde göz hapsinde tuttu. Ancak Çin'e dönmek şartı ile 8 Ocak 1943 yılında serbest bırakıldı. Çin'in merkezi olan Nancin'de Çin basın ve yayınlarında" Şincanğ değil Doğu Türkistan", Doğu Türkistanlılar Türk'tür adlı makaleler yazdı.

Doğu Türkistan'ın Milli bağımsızlık davasını anlattı. Mesut Sabri Baykuzu, İsa Yusuf Alptekin, Kadir Efendi gibi Milliyetçi aydınlar ile beraber Yurttaşlar Cemiyeti adı altında bir teşkilat kurdular.

İsa Yusuf Alptekin beyle beraber Altay isminde dergi çıkardılar. 1944 yılı sonunda Doğu Türkistan'a geldi. Çin Hükümetinin kurduğu eyalet hükümetinin konsey üyeliğine ve Bayındırlık nazırlığına atandı. Aynı zamanda Ürümçi Üniversitesi fahri Rektörlüğü vazifesinde bulundu. 28 Aralık 1948 yılında Doğu Türkistan Koalisyon Hükümetinin Mavin Reisi olarak tayin edildi.

Doğu Türkistanlı gençleri Milliyetçi bir teşkilat çatısı altında toplamaya çalıştı. Tüm Doğu Türkisan'da Gençler Kültür Uyuşması'nı ( Derneği ) kurdu."Erk" adlı gazetenin çıkarılmasında önemli rol aldı. Adı geçen teşkilatları esas alarak. Doğu Türkistan Milliyetçi Partisini kurdu. Ama Rus ve Milliyetçi Çin'in büyük tepkisini aldığından açık bir şekilde faaliyet gösteremedi.

12 Kasım 1949 yılında Kızıl Çin'in Doğu Türkistan’ı istila etmesinden sonra İsa Yusuf Alptekin ile birlikte Hindisan'a hicret etmek zorunda kaldı. 1952 yılında Türkiye'ye göç ederek Türk vatandaşlığına geçti. Gece gündüz durmadan Türk ve Dünya kamuoyuna Doğu Türkistan'daki zulmü anlattı.

Doğu Türkistan Göçmenler Derneği'ni kurdu Türkçe ve İngilizce olarak Doğu Türkistan'ın Sesi Dergisi'ni çıkardı. Dünya İslam Teşkilatına Doğu Türkistan üyesi olarak kabul edildi. Mekke, Bağdat, Karaçi, Kahire ve Tahran toplantılarına katıldı.

1960 yılında Pakistan'da toplanan Asya ve Avrupa konferansına katıldı. "Vatan için Vatandan Ayrıldım" diye sade ve mütevazi hayatı boyunca Doğu Türkistan'ın sesini duyurmak ve onun istiklal mücadelesinde İslam ve hür dünyanın desteğini almak için olağanüstü çabalar gösterdi.

14 Haziran 1965 tarihinde Ankara' da bir kalp krizi sonucu vefat etti. Türk basın ve radyosundan Türkiye ve tüm dünyaya duyurulmasından sonra bütün Türk dünyası büyük bir hüzüne boğuldu. Gök ve Albayraklara sarılan naaşı devlet töreni ile Ankara Asli mezarlığına defnedildi.

  • 748 defa okundu.