M.EMİN BUĞRA
 
1. FasıI: Türk Tarihinin Başlangıcı
Asyanın şarkından-Garbına uzanan Orta Asya yaylaları Orta Asyanın belkemiğini oluşturur. Bu yaylaların yüksekliği ve genişliği orta kısımlarda heybetli bir derecededir. Bu orta kısım Himalaya silsilesi, Hazar Denizi, Baykal Gölü arasında olup, Dünyanın en yüksek ve en geniş yaylasıdır. Gökyüzüne değecek gibi dağları, kuru çölleri, heybetli ormanları ve su boylarındaki yemyeşil güzellikleri bu orta kısım yaylalarında bir biri ardına gelir. İşte bu yukarı da tarif ettiğimiz Orta Asya yaylasında şark da, Kadirhan Hengel) dağlarından, Baykal 'ölü ve Altay dağları boyunca batıda İdil (Volga) deryası, Hazar denizi, güneyde Hindikuş, Pamir Karakurum ve Karanlık dağlar (Kımlun) silsilesi ve Sarı ırmak ile bunun yanısı
ra Kadirhan dağlarına ulaşan bir çizgi içindeki mıntıka Türkler'in anayurdudur. İşte
bu mıntıka tarihi bilinmeyen ki zamanlardan bu güne kadar Türk yurdudur ve Türk kavimleri bu mıntıkadan dünyanın her tarafına hicret edip dünyayı güzelleştirmişlerdir (1)
Türk tarihinin başlangıcı demekteki maksadımız, Türklerin kimlerin evladı olduklakrını ve müselsil-nesiblerini beyan etmek değildir. İslam tarihlerinde bu hususta beyanlar olsa da o' beyanları henüz sahih kabul edemeyiz. Belki İsrailiyattan veyahut MoğoJ efsane (mitoloji)lerinden alınan rivayetlerdir. Maksadımız ilmi tedkikat ve tarihi vesikaların delaletine göre Türkler hususu da bize hasıl olan en eski malumatı zikretmektir.
Jeoloji ve arkeolojinin tetkikleri neticesinde keşfolunan malumata göre zamanımızdan 12.000 yıl önce Türk anayurdu şimdiki gibi çölleri dolu nüfusu az değildi. Belki o zamanlar Tanrı dağları tamamen buz dağları olup, bu dağlardan dört bir yana yüzlerce derya akmakta idi. Güneydeki Karanlık dağ silsilesinden kat kat fazla akıntılar olup, Taklamakan Çölünü baştan başa suluyordu. Aral ve Balkaş gibi iç denizler pek çok idi. Lop çölleri o vakit şimdikinden çok geniş bir deniz olduğu malumdur. İşte bu sebepler sayesinde bu ülkelerde hiç bir kumluk ve çöl görülmezdi. Her çeşit madenler, her kısım nebatlar, sayısız yabani hayvanlar bu ülkede gayet çok idi (2).
İklimin bu suretle güzellik ve medeniyete müsait olması sebebiyle Türkler tüm dünyadaki insanlardan daha ileri bir medeniyete ayak bastılar. Henüz başka yerlerdeki insanlar dağ ve yerlerin altında ve mağaralarda yaşıyorlardı. Diğer insanlar Yontmataş devrini yaşarlarken Türk Anayurdunıda Taş devri sona erip, Maden devri başlamış, Bakır, Tunç devrine girilmişti. Türkler bu madenleri silah ve ziraat esbabı yapıp, altından ziynet esbabı yapıp, kullanmak ve hatta onunla ticaret yapmak mertebesine kadar ilerlemişlerdi. Yaylalardan yabani buğday, arpa ve diğer hububatların tohumlarını keşfedip, ziraat Öğrenip, su boylarında tarla, kurgan ve şehirleri oluşturmuşlardı.
At, deve, eşek, koyun ve ineği evcilleştirip, lazım olan gereksinimleri için kullanmış lardı. (Köze) sanatı umumileşmiş ve ilerlemiş idi. ilerleyen dönemlerde Türk yurdundaki iklim şartları ve medeniyet hakkında tefsili malumat vermek kitabımızda yer almayacaktır. Bu hususta malumat menbaaları bibliyografyada gösterildi.

2. Fasıl: Türklerin Maden Devrindeki Medeniyeti:
Şimdiki Çin dilinde "Dagubi" ve Türk dilinde "Uluğ Çöl" denilen Moğolistan ve şimdiki Çin arasında yer alan kumluk çöllerde ve Taklamakan, Kızılkum, Karakum çöllerindeki zamanımızda hiç bir canlı mahlukun yaşaması mümkün olmayan derya ve ırmak izleri, ziraat alametleri, şehir ve kent harabeleri, taş, bakır, tunç, demir döküm, kalay esbabları gayet çoktur. Bu mıntıkaların eski zamanlarda tamamen güzelliği ve o yerde yaşayan Türklerin ileri medeniyete sahip olmalarında hiç şüphe yoktur.
Alimler bu güzellikleri ve medeniyeti bu yerlerin kurulduğunu o yerlerin sakinlerinin buset etmelerinden önceki dönemlerde yüksek medeniyet sahibi olduklarını ifade etmektedirler. Bu eserlerin ömrü en az 9 bin yıldan tahmin edilmektedir (4).
1903 yılında Hazar denizinin doğusunda Aşkabat ve Merve şehirlerinin arasındaki kurganlarda tetkikat yürüten arkeoloji hafriyatının reisi olan Raful Tompelli (5), bu medeniyetin tarihinin bundan 11 bin yıl öncesi olduğunu belgeledi. Bu hafriyat neticesinde ortaya çıkan çok kıymetli medeniyet vesikalarını tarafsız alim gözüyle tetkik eden Amerikalı ilim adamı, Türk ana¬yurdunun ve sanat medeniyetinin M.Ö. 9 bin yıldan, yani zamanımızdan 10 bin yıl evvel başladığı neticesine vardığını
Bildir di. Bu nazara göre Türk yurtlarındaki Kamcılık devri başka yerlere göre 1000 yıl önce başlamıştır. Altay dağları eteğinden ve cenub-i Sibirya'dan keşif olunan kadim Türk kurganlarından çıkarılıp Moskova ve Leningrad müzelerinde saklamakta olan Türk mesneviatının bir kısmı tunç devrine ve bir kısmı Demir devrine aittir.
Bunların arasındaki kılıçların çoğunun sapı hayvan suretindedir. Ok ucu, bıçak, süngü (rıize), orak, karçı (makas), balta, iğne, Oşke, kırkı (cübbe), Tıka, İzangu (üzengi), Kazan tava tamamen tunçtandır. Moncak, düğme, bilezik, eynek (ayna) muhtelif hayvan suretinde yapılan ziynet esbaplarının badesi tunçtandır ve
altındandır. Demir devrine ait, altun, bakır ve kemikten yapılmış her kısım ziynet esbabı vardır. Bu beyan edilen esbab ve adetleri mezkur müzehanelerinde gören kişi miladdan önceki asırlarda yapılmış nesneler olduğuna hiç manası gelmez. Çünkü bu nesnelerin yapısındaki güzellik ve naziklik onu yapan ustaların mahareti insanı hayrete düşüren üstünlüktedir. Bu esbabı gören kişi onu şimdiki günlerdeki medeni şehirlerde yapılmıştır diye şüpheye düşebilir. Londra da ki British müzesinde hem Türk ana yurdunun tunç ve demir esbaplarına ait iyi bir koleksiyon vardır.

Çeviren : S.Ömer Tümtürk

VATAN BİZİMDİR
Ulu vatan, arı toprak aziz Türkistan
Tarihindir acun için mukaddes destan
Mediniyet esasını acuna yayan
Türkistanı bize mengü vermiş yaratan
Ta ezelden ebede bu vatan bizimdir.

Yaşamışısız binlerce yıl biz bu toprakta
Can vermişiz şan almışız biz bu toprakta. Yaradıldık hem gömüldük biz O toprakta
Ta kıyamet hem yaşarız biz bu toprakta
Vatan bizim, vatan bizim, vatan bizimdir.

Karga Kuzgun bağ dalına gelip konsada. Saksağanlar kekekleyip uçup gezse de
Köpek, kedi deliklerden geçip görse de
Bülbül buna şaşkın bakakalsa da
Biz kovarız köpekleri vatan bizimdir.

Mehmet Emin BUGRA

  • 1056 defa okundu.