ABDULSAMET İLKTÜRK
 
Çin 'de Muhalefet Liderleri Tutuklanıyor

Çin hükümetinin parti içindeki muhalif liderlere uyguladığı baskı geçtiğimiz günlerde ülkeyi ziyaret eden ABD sekreteri Warren Christopher'in tepkisini aldı.
Muhalefet lideri LIU NIANCHUN "son günlerde Çin'de en az 15 muhalefet liderinin tutuklandığını ve kendiler ininde tutuklanmaktan korktuğunu ifade etti.
Liu muhaliflerin Cristopher'in ziyaret öncesi hareketlendiği bildiriliyor. Bunun sebebinin Cristopher'in ziyaretine bağlamanın yanlış olduğunu zira 1989 Tiananmen olaylarından sonra kalanların daha sert ve kararlı olduklarını ifade ediyor.
Yeni muhaliflerin çoğu yaşı 40 civarında olan gaziler ve işçilerle çok yakın münasebetleri var.
Önümüzdeki iki ay içinde ABD Çin'in en çok kayrılan devlet statüsünün devamına veya sona erdirilmesine karar verecek. Bu yüzden Çin'in son günlerde muhalefete uyguladığı baskı ABD'ye karşı gösteri olarak nitelendiriliyor.Eğer, ABD Çin'in kayrılan ülke statüsünü değiştirmeye karar verirse bir yıllık 25 milyon $ ihracatı azalacak ve ihracat iş kollarında çalışan 1 milyon insan ise işsiz kalacak.Bu şartlar altında komünist olmayan işçi sendikaları 5 yıl önce Tiananen'dekinden çok farklı ve güçlü bir ulusal başkaldırıyı gerçekleştirebilirler.
Çin'li muhaliflerin bu yeni stratejileri 1991 'de 16 kişinin gizli bir parti kurmaya çalışmaları ile başladı. (Demokratik Özgürlük Partisi) Bir yıl sonra yakalanarak anti devrimci girişimlerde bulunmak suçlarından yargılanarak hapse atıldılar.
Muhalifler bu hareketle gizli teşkilatlanmanın ölümlerine ferman hazırlamak olduğunu öğrendiler.
Geçtiğimiz kasım ayında 12 muhalefet lideri demokratik reformları öngören bir metne Pekin ve diğer büyük şehirlerde imza toplamışlar ve fakat aynı anda komünist partisine desteklerini bildirmişlerdir. Mamafih, Pekin dışın- da imza atan tüm yetkililer tutuklanmıştı.
Bu gelişmeler ise halk arasında yeni bir uyanışa sebep oldu ülke çapında grev hakkı ve bağımsız bir birlik kurma talepleri arttı. Tüm Çin'de 38 farklı muhalefet grubunun, bir araya geliş yolunda anlaşmaya imza koyduklarını bunun ise Tiananmen ayaklanmasından sonra en büyük toplu muhalefet olduğu ve bunu da, kanunların çerçevesinde gerçekleştirdikleri belirtiliyor.

Çin 'in Din düşmanlığı

Çin, yıllardır esareti altındaki insanlara dinin morfin gibi insanları uyuşturduğu, kişiyi çalışmaktan alıkoyduğu safsatalarını ileri sürerek özellikle Müslüman-Türklere karşı insanlık dışı bir bakı rejimi uygulamakta idi.
Şimdi de ülkede yaşayan Katoliklere karşı sindirme Politikası uygulamaktadırlar. Çin'de yapılan papazlar toplantısında konuşma yapan dernek genel sekreteri Wei Jingy'nin tutuklandığı ve ayrıca Çin ile Vatikan hükümetleri arasında dini faaliyetlere serbestlik tanınması hakkında görüşmelerin netice vermediği ve gerekli anlaşmaların askıda kaldığı gelen haberlerin arasında dır.

ÇİN'DEKİ DEMOKRATİKLEŞME HAREKETİNE DAİR

Yabancı ve Türk basınında çıkan haberlere göre Çin yönetimi, rejim kar-
şıtı oldukları ve yasaları ihlal ettikleri gerekçesiyle 4 muhalif liderin göz altına alındığını resmen doğruladı. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Wei JINGSENG ile ZHOU HONGBING'in isimleri verilerek gözaltına alındıkları ve mahkemeye sevkedildikleri bildirildi. Yaklaşık 15 yıl hapis yatan ve batılı Ülkelerin baskısı sonucu, geçen eylül ayında serbest bırakılan Wei Jingseng, Çin 'deki demokratikleşme hareketinin sembolü olarak biliniyor.
İnsan hakları konusunda ABD tarafından sert eleştiriye hedef olan Çin Halk Cumhuriyetinde, önde gelen rejim karşıtı Wei Jingseng,tutuklandıktan 24 saat Sonra serbest bırakıldı.
Batılı Ülkeler ve ABD, Çin Hükümetinin insan haklarına önem vermesinin kaçınılmaz olduğu Yolunda açıklamalar yapıyorlar. Amerikan yönetimi, yıllık büyüme hızı %20'lere yaklaşan Çin'in ticarette "en çok kayrılan ülke" statüsünü koruyabilmesi için insan hak ve hukukunu ihlal etmemesi gerektiğini Vurgulamıştır.
Bugün Çin, insan hak ve hukukunun en çok ihlal edildiği bir ülkedir. Bunun en açık örneği Doğu Türkistan'daki 35 milyon Müslüman Türk'ün durumudur. Buradaki halk kendi öz vatanların da her türlü insan hakları elinden alınmış olarak yaşamaya zorlanmaktadır.

DOGU TÜRKISTAN'DAKI HALK YOK OLMA TEHLİKESİNDE;

Çin 'in Doğu Türkistan'da bulunan halkın nüfusunu azaltmak için bazı sinsi planlara baş vurmakta olduğu oraya bizzat gidip olaylara tanık olan kişiler tarafından bildirilmiştir.
Çin yıllardan beri sürdürdüğü yerli halkı asimile etmek için sahneye bazı senaryolar koymuştur. Bunların en önemlisi çeşitli sebeplerle Çin 'in iç kısımlardan getirdikleri göçmen Çinlileri Doğu Türkistan'ın çeşitli bölgelerine yerleştirerek yerli halkı azınlık durumuna düşürmeyi hedeflemesidir.
1994 senesinin ilk aylarında Doğu Türkistan'ı ziyaret edip Kayseri'ye dönen Yavuz Doğan gördüklerini şu şekilde ifade etmiştir:"Çin hükümeti nüfus planlaması adı altında yeni bir oyun sergilemektedir. Birden fazla çocuğu olanlara nüfus cüzdanı vermemekte, o çocuk gayrimeşru sayılmakta, evli hamile bayanlarımız günde 50 şer gruplar halinde evlerinde zorla alınarak mecburi kürtaj uygulanmakta, ilkel ve sağlıksız şartlarda gerçekleştirilen operasyon sonucu kadınlarımızın bir kısmı ölmekte sağ kurtulanların çoğu çeşitli hastalıklara yakalanmakta veya sakat kalmaktadır.
Benim orada kaldığım süre içerisinde şahit olduğum ve hatırladıkça uykularımın kaçtığı olay ise hastane Çöplüğüne atılan 7-8 aylık canlı çocukların kedi yavrusu gibi inleyişleriydi. Orada tanıştığım bir zat hastanenin Çöplüğünü temizleme işi ile görevliydi. Bu kişi gözyaşları içerisinde şunları söyledi. Benim artık dayanacak gücüm kalmadı. Her gün aynı acıyı yaşamaktan kahrolduk. Bu acı ne zaman dinecek, henüz doğmaya bir kaç ay kalan çocuklar annelerinin karnından alınarak canlı olarak bu çöplüğe atılıyor. Bu Çocuklar gözümün önünde. Kendi içinde bulunduğu durumu ve çaresizliği ifade etti.
Alman Der Spiegel dergisi Doğu Türkistan'daki Türklerin durumunu şu şekilde ifade etmişti. Bütün ümidini Doğu Türkistan'daki petrole bağlayan Çin'in oraya hızlı bir şekilde Çin'li nüfusu kaydırarak Türkleri hakim unsur olmaktan çıkarma politikası izlemektedir. "Doğu Türkistan'daki Türkleri Kızılderililerle aynı akıbete uğrayabilirler" diyerek, Avrupa kamuoyunu ve Dünya İnsan Hakları kuruluşlarını uyarmıştır.

ABD'DE 3.TÜRK DÜNYASI KONFERANSI

Amerika'da 50 kadar Türk derneğinin bir araya gelmesiyle oluşan Assembly of Turkish American Associations (ATAA) 14. yılını geçtiğimiz aylarda kutladı. 2-6 Aralık 1993'de Washington'da Üçüncüsü toplanan Türk dünyası konferansı AT AA Halil Sıvgın'ın başkan olduğu Türk dünyasında araştırmaları vakfı tarafından düzenlendi. Türk Cumhuriyet ve topluluklarından pek çok temsilcinin bulunduğu konferansta Türkiye'den de pek çok milletvekili ve bilim adamı katıldı.
İnsan haklarını demokratik yönetimi, düşünce ve insan özgürlüklerini, serbest pazar ekonomisi, eğitimde 've kültürde milli kimliklerin ve fırsat eşitliğinin korunmasını temel ilke olarak kabul eden konferansta Dünya Türklüğünün sorunları, uğradıkları haksızlıklar ve baskılar bunlara karşı verdikleri haklı mücadele ve taleplerinin desteklenmesi ve hür dünyaya anlatılması. İnsan hakları hukukun üstünlüğü ve demokrasi konusunda dünyanın hiç bir yerinde çifte standart uygulanmaması ve yer verilmemesi, Bosna Hersek'teki etnik temizleme gibi insanlık suçlarının, Kosova, Volvadina ve Sancak bölgelerine sıçraması, Balkanlarda kaosa yeni bir dünya savaşına yol açabileceği. Makedonya'nın bir cumhuriyet olarak ABD tarafından tanınmamasının anlaşılır hiç bir haklı tarafının olmadığı, terörün her çeşidinin kınanması medeni dünyanın teröre karşı işbirliği içinde bulunmasının gerekliliği gibi konular ele alınmış ve bu konularla ilgili 16 maddeden oluşan bir karar paketi oluşturulmuştu. Bu kararların icrası için,
"Türk Amerikan Derneği Birliği'nin ATAA'nın gerekli her türlü teşebbüsü yapmakla yetkili kılınmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.
Alınan bu kararlar arasında Doğu Türkistan"la ilgili bir madde de bulunmaktadır."Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için onun hür sesinin dünyaya duyurulmasına Buradaki Türklerin yeraltı atom denemelerinin hedefi olmalarına son verilmesine Tibet-Moğol-D. Türkistan Birliğinin Almanya'da neşrettiği son beyannamenin benimsenmesine" olarak yer verilmiştir. Bu bizi Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği olarak çok sevindirmiş ve umutlandırmıştır.
D. Türkistan Türklüğün büyük medeniyetine, kültürüne, tarihine ve dünya Türklüğü içindeki nadide yerine nispetle adeta Kızı Çin emperyalizminin mezalimine ve insafına terke dilerek yok olma tehlikesi içerisindeki D. Türkistan Türklüğü'nün var olma mücadelesinin medbuhluğu,sahipsizliği, cılız sesi ve yalnızlığını düşünürsek alınan bu karar bu olumsuzlukların düzelmesi için bir adım ve ümit ışığı olarak gözükmektedir.
Alınan bu kararın kağıt üzerinde kalmadan her fırsatta hayata geçirilmesi ve uluslararası her platformda gün¬deme gelmesi en büyük temennimizdir

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

1932 yılında kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin Sabık Genel Sekreteri İsa Yusuf Alptekin beyefendinin 70 yıllık hayat arkadaşı cefakar, mücahide Fatma Alptekin Hanım efendi 16 Mart 1994 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Kendisine Allah'tan (c.c.) rahmet, kederli ailesine ve tüm Türkistanlı kardeşlerimize başsağlığı diliyoruz.

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği
KAYSERİ

  • 1033 defa okundu.