SEYİT TÜMTÜRK
 
Çin milleti kökü tarihin derinliklerine dayanan bir kaç milletten biridir. Bu varlığını da geçmişinden gelen Çin şövenistliği ve kendinden olmayan milletlere hayat hakkı tanımama jenositliği ile muhafaza edilebilmiştir. Çin tarihte defalarca Doğu Türkistan'ı istila etmiş fakat geçen uzun zamana ve her türlü insanlık dışı uygulamalara rağmen bir türlü hazmedememiştir. Hazmetmek için de çeşitli sinsi ve hain planları uygulamaktadır.

Çin 'in bu menfi vasıflarını aziz vatanımız ve üzerindeki 35 milyon Müslüman¬Türkü 1.200 milyon Çin potasında eritmek ve yok etmek için yap¬tıklarını yakın tarihimiz olması nedeni ile 1949 komünist Çin ihtilalinden günümüze kadar olan kısmı kısa ve uzun vadedeki asimilasyon politikası olmak üzere iki ana bölümde inceleyebiliriz.

1- Kısa vadeli asimilasyon politikası : Devrim sonrası Komünist Çin döneminde 1949 öncesindeki Milliyetçi Çin idaresinde olduğu gibi her isyan ve ayaklanma akabinde Müslüman-Türk komutanları başta Altay Valisi, Osman Batur İslam Oğlu, Doğu Türkistan umumi valisi M.Sabri Baykuzu, Gani Bahadır, Fatih Müslümoğlu gibi daha isimlerini sayamadığımız, nice aydınlar, ilim adamları, üst kademe bürokratlar defalarca işkencelere maruz kalmışlardır. Doğu Türkistan'da sadece komünist Çin döneminde milli kurtuluş hareketlerini (1949- 1951 )-(1954- 1958)- 1959-1963)-1965_1968) ve sonrasındaki küçük çaptaki ayaklanmalar olarak ele alırsak katledilen ve zindanlarda çürümeye terk edilen Müslüman- Türklerin sayısını milyonlarla ifade etmek mümkündür. Tarih ve rakamlarla anlatırsak yalnızca Mao döneminde Toplam olarak 26.300 bin insan katledilmiştir.

Diğer taraftan Çin 'in katliamlarının bir başka boyutu da ilk atom denemesini 16.10.1964 senesinde Doğu Türkistan'daki Lopnor bölgesinde gerçekleştirmesi ile başlar. Bu tarihten itibaren Türkler kitlesel ölümlerle karşı karşıya kalmaktadır. Nükleer denemelerden önce çok nadir görülen kanser vakaları özellikle kadınlarda kan kanseri, rahim ve göğüs kanseri başta olmak üzere ölü ve sakat doğum oranlarında büyük bir patlama yaşanmış, kitlesel ölüm olayları sıkça rastlanır hale gelmiştir. Çin hükümeti bu ölümlerin sebebini Müslüman halka bulaşıcı ve diğer bazı hastalıklar nedeni ile olduğunu açıklamaktadır. Günümüzde dünyada 5 nükleer deneme poligonu olup, bunların 4'ü kapatılmıştır. Sadece Doğu Türkistan 'daki Lopnor bölgesindeki poligon hala Çin hükümeti tarafından nükleer deneme amaçlı olarak açık tutulmaktadır. Bir tek nükleer deneme de 2000'den fazla izotop, 36 kimyasal elementin meydana geldiğini, bu zehirleyici gazların her on çocuktan birini, daha anne rahminde iken öldürdüğünü ve ölüm sebeplerinin % 90'ine yakınının kanser olduğunu, yer altında patlatılan polotoni gazının yeryüzüne çıkması halinde yaklaşık 1000 yıl etkisini sürdürebileceğini ve Çin'in 16-10- 1964 tarihinde 5-10-1993'e kadar 39 yeraltı ve yerüstü nükleer deneme gerçekleştirdiğini söylersek Doğu Türkistan'daki katliamın boyutunu tasavvur etmemiz mümkün olur.

Çin Hükümeti son yıllarda Doğu Türkistanda şehir dışına çok büyük çapta binlerce mahkumun barınabileceği bir çok cezaevi inşa etmiş ve Çin'de suç işleyip hüküm giymiş mahkumları cezalarını çekmeleri için buralara göndermekte bu mahkumlar cezaları bitiminde Doğu Türkistan'da zorunlu iskana tabi tutulmakta,bu katil ve kanunsuz insanlar Müslüman-Türkler üzerinde psikolojik tedirginlik ve huzursuzluğa sebep olmaktadır.


Çin Doğu Türkistan'da Müslüman Türkler üzerinde tespit ettiği hedef noktaya varamamış olacak ki, mevcut insanların katledilmesi yetmiyormuş gibi yenilerinin dünyaya gelmemesi için de Müslüman kızları evlilik için müracaatları sırasında bekâretleri pahasına kısırlaştırıyorlar. Ayrıca hamile olan kadınların kaç aylık olduklarına bakılmadan annelerin canları pahasına kürtaj yapılıyor. Doğu Türkistan da anne ölümleri son 10 yılda % 100'1ere varan oranda artmış aileler parçalanmış Çin hükümetinin bu uygulamaları neticesinde kız evlat sahibi olan anne ve babalar kız evlatlarının akıbetinden endişe eder hale gelmiştir. Yukarıda sıraladığımız Çinin, Doğu Türkistan üzerinde kısa dönem politikalarından bazılarıdır.
2- Çin uzun vade de Doğu Türkistan daki Müslümanları azınlık durumuna düşürmek için elindeki en büyük avantajı olan nüfus potansiyelini kullanmak suretiyle Doğu Türkistan'a yoğun bir şekilde Çinli göçmen göndererek istila ve işgal hareketlerinin son hamlesini gerçekleştirmektedir. Bu hareketle ileride Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için yapılacak bir referandum da, Müslüman- Türklerin iradelerini etkisiz hale getirmeyi planlamaktadır. Çin’in nüfus yoğunluğu ortalama km2 ye 120 kişidir. Fakat nüfusun % 60 ı ülke topraklarının 1/6'sında yaşamaktadır. Çinin nüfus yoğunluğuna göre 6 kategoride inceleyebiliriz. l.kategoride toplam yüzölçümünün % 50 ve yakınında nüfuslar km2 ye 25'in altındadır. Bu bölgeler Doğu Türkistan İç Moğolistan, Tibet gibi Çinlin en az nüfus yoğunluğu olan
Sömürgesi halindeki yerlerdir.

2.sırada ise nufus yoğunluğu km2 ye 40-80 arasıdır. Buralar (Heilengciang) (Gansu) (Yunnan) dır.
3.sırada ise km2 ye 80-200 arasıdır. (Cilin, Guangşi, Fucien, Sicuan) Bu üçünden sonra yoğunlukların 200'ü aşarak (Guandong, Hubei, Hunan) gibi bölgelerinde 300-400'ü bulduğu nufusun (Anhuci, Hınan, Ciciang) da 500'e hatta (Şandong, Ciangsu) 600'e ulaştığı bölgelerdir. Bu nüfus eşitsizliğini azaltmak için (kuzey Doğu Türkistan ve İç Moğolistan) Batı da' az da olsa Tibet'e, o bölgelerde bulunan mevcut tesislere, devlet çiftliklerine ve değişik iş alanlarına yöre halkları değil de Çin'in iç kesimlerinden getirilen genç işçiler ve asker çiftçiler dediğimiz milis kuvvetler Doğu Türkistan'a, İç Moğolistan'a ve Tibet'e yerleştirilmektedirler. Çin hükümetinin işgal ettiği bu topraklara Çin'in kapalı rejimi nedeni ile ne kadar Çinli yerleştirildiği bilinmemektedir. 1949 yılında Doğu Türkistan'da zorunlu Türkistan %3 gibi nüfusun çok az bir kesimini teşkil eden Çinliler, 1953-54 sayımlarına göre %6 1963 yılında ise % 42'ye yükselmiştir. Yoğun nüfus kaydırma politikası neticesinde bu gün elimizde kesin rakamlar olmamakla birlikte; Çin'in resmi rakamlarının aksine Türk nüfusunun % 20'ler gibi azınlık durumuna düştüğü, Çinlilerin ise % 80'ler gibi ezici bir çoğunluk haline geldiği aygısı ve kanaatindeyiz.
Çin hükümeti nüfus kaydırmayı çabuk gerçekleştirmek, sömürgesi olan yerleri kendine kopukluktan, kurtarmak, yer altı ve yerüstü zenginlikleri, Çin'e getirirken buralara göçmen akışını kolaylaştırmak amacı ile, demiryolu ağını 1949' da 22.000 km iken 1990'da 60.000 km'nin üzerine, karayolu ağını 12 kat artırarak 81.000 km' den 983.000 km'ye çıkarmıştır. Yolcu ve mal akışının % 60 'dan fazlası demiryolu ile yapılmaktadır. Demiryollarının Baotau-Lancov hattıyla İç Moğolistan'a Lancov-Ürümçi hattıyla Doğu Türkistan'a geçerek oradan Almaata'ya uzatılması gerçekleştirilmiş, Tibet'e dağlık olması ve arazi şartları müsait olmadığın .dan demiryolu ağı kurulamamıştır.Fakat 4.karayolu il e( Siçuan' a_Cinghai'ye, Doğu Türkistan'a ve Yunan'a bağlanmıştır.
Çin hükümeti son Yıllarda Doğu Türkistan'da şehir dışına çok büyük çapta binlerce mahkumun barına bileceği bir çok cezaevi inşa etmiş ve Çin'de suç işle hüküm giymiş mahkumlar cezalarını çekmeleri için buralara göndermekte bu mah kumlar cezaları bitiminde Doğu Türkistan’da zorunlu iskâna tabi tutulmakta, bu katil ve kanunsuz insanlar Müslüman-Türkler üzerinde psikolojik tedirginlik ve huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Bir de tahribat ve soykırım manevi boyutu var ki, bu da milletimiz için en tehlikeli olanıdır. Çin hükümeti Mao şef iken komünizmin en şiddetli döneminde çeşitli zulüm ve işkencelerle Türklere veremedikleri zararı milleti planlı bir şekilde ahlaki. Çöküntüye sevk etmek yoluyla gerçekleştirmektedir; Şöyle açıklayabiliriz. Doğu Türkistan'da alkollü içki kullanımı büyük oranda artmıştır. Esrar yaygın ve aleni olarak tüketilmektedir. Son yıllarda özellikle Ürumçi gibi büyük kentlerde eroin kullanan gençlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu olaylara karşı devletin caydırıcı ve tedbiri de yoktur. Hırsızlık, kumar gibi toplumda kabul görmeyen davranışlar yaygındır.
Milletin çekirdek yapısı olan aileyi de yıkmak için Doğu Türkistan'da adli açıdan boşanmak çok kolay hale getirilmiş. Aileler ilk müracaatında tek dilekçe ile boşanabilmektedir. Parçalanan ailelerin geride bıraktığı çocuklar ve getirdiği toplumsal çöküntüler. İşte bizim vatanımızın ve milletimizin nakuz talihi ve şuna inanıyoruz ki bu zulmü Allah (cc)'ın yardımıyla mutlaka yıkacağız. Doğu Türkistan tarihine layık olduğu şanlı yerine getireceğiz

  • 1045 defa okundu.