Ryan Anson  
Pulitzer merkezi
Çin’in birçok iç suyu gibi Sincan eyaleti içerisinde bulunan Yurungkax nehri de atıklarla dolu. Yerel yeşim taşının tortuları ve de kömür madenleri bu ırmak ayağını buzlu Kunlun dağlarından sızan ve de sel havzası çöle doğru kıvrımlı akan gri kalın bir çamur kanalına dönüştürmüş.Bu ırak kuzeybatı bölgede bir şiddet seli akabinde güvenliğin sıkı olduğu İpek yoluna yakın Hotan şehrinde buldozerler nehrin bir bölümünü kurutmuş ki yerliler yeşim taşlarını belleyebilsin.Bu kuru, saçılmış, taşlık nehir yatağı aynı zamanda genç bir Müslüman yeşim taşı tacirinin Uygur halkına karşı Çin’in zalim politikaları hakkında konuşmak açısından kendisini güvende hissettiği tek yer.Kendisinin yalnızca Hüseyin olarak tanıtılmasını isteyen 25 yaşındaki adam ‘Hadis gibi şeyler öğretmeyi tahsil etmek istedim (Peygamber Muhammed’in sözlerinden oluşan bir toplama).Şu an artık çok yaşlıyım.Bu beni üzüyor’ diyor.Egemen Han Çinlilerinden ziyade Orta Asya’nın Türki halklarıyla daha ilintili olan Sünni bir etnik grup olan Uygurlar, İslam’ın uygulanması ile ilgili Pekin’in kurallarından ve sert düzenlemelerinden uzun zamandır zarar görüyor.Hüseyin ve milyonlarca diğer genç Uygur insanı, İslami eğitimi 18 yaş altındakiler için yasaklayan bir hükümet düzenlemesi gereği çocuk olarak medreselere gitmedi (dini okul) veya camilerde ibadet etmedi.Evlilik ve aile ile ilgili konuları düzenleyen dini yasaları öğrenemediği için, Hüseyin evlenmeyi ve hatta çocuk sahibi olmaya da hazır olmadığını hissediyor ve gelecekteki nesillerin inançlarını herhangi bir şekilde yerine getirip getiremeyeceğini de merak ediyor.’Belki de 10 yıl sonra, Sincan’da dini yok edecekler’ diyor Hüseyin.
İnsan hakları grupları ve Uygur mülteci örgütleri Hüseyin’in endişesini tekrar ediyor. Ağustos ayı sonlarındaki Olimpiyat oyunlarının bitişinden bu yana, Çin hükümetinin petrol açısından zengin Sincan’da Uygurlar üzerindeki sıkı önlemi daha da artmış gibi görünüyor. Kaşgar şehrinde 4 Ağustos’taki 16 polise düzenlenen saldırı ile, güvenlik yetkililerinin İslami ayrılıkçılar olarak etiketlediği kişilerin başlattığı şiddet dalgası, eyalet içerisinde belirgin askeri konuşlanma, yerel Müslümanların toplu tutuklanmaları, bölgenin güney ve merkez ilçelerinde dini faaliyetlerin yakından takip edilmesi ile sonuçlandı.
‘Burada fiilen sıkıyönetim var’ diyor Alim Seytoff, Washington DC’de konuşlanmış bulunan Sincan eyaletini Doğu Türkistan olarak adlandıran Uygur Amerikan Derneği’nin Genel Sekreteri. Bu isim, Uygurların uğruna savaştığı ve Mao Zedong’un Halkın Özgürlük Ordusunun zorla 1949’da geri aldığı, 1933 ve 1944’lerde kurulan kısa ömürlü bağımsız devletten geliyor. ‘Doğu Türkistan bir polis devleti. Uygur olduğunuz sürece, Çin’de şüpheli bir suçlusunuz’ diyor Seytoff. Olimpiyatlarda artan denetim noktaları, başlıca şehirlerin hemen hemen hepsinin etrafını çevreliyor ve buralarda askerler araçlarda arama yapıyor ve görüntüsü Müslüman’a benzeyen herkesin kimlik kartlarını tarıyor. En son getirilen güvenlik önlemi, benzin istasyonlarında hem kamu hem de özel araçlardan yolcuların indirilmesini gerektiriyor. Sincan’ın komünist partisi yetkilileri, İslami giyim ve perhiz gibi temel dini dışa vurumları da kısıtlıyor. İslami bir kutlama olan ve geçen hafta sona eren Müslümanların normalde oruç tuttuğu Ramazan süresince, yerel otoriteler restoranlardan gün içerisinde müşterilere servis yapmalarını talep etti. Hükümet çalışanlarına sakallarını kesmelerini emredildi ve de polis diğer yandan kadınlara peçelerini kaldırmalarını söyledikten sonra sokaklarda kadınları rutin olarak taradı.‘Çinliler Uygur kültürel ve dini kimliğine saldırıyor’ diyor Seytoff. ‘Bize Uygur olamayacağımızı ve de Müslüman olamayacağımızı söylüyorlar’ diyor.10 Ağustos’ta Kuga şehrindeki birçok bomba patlaması ve aynı ay içinde birçok polisin hayatını kaybettiği iki bıçaklama olayı, güney ve orta Sincan’da bir dizi tutuklamaları tetikledi. Almanya’da bulunan Dünya Uygur Kongresi sözcüsü Dilşat Rişit, Ağustos ve Eylül ayları süresinde yaklaşık 700 kişinin tutuklandığını tahmin ediyor.
‘İnsanlar emirler veya suçlamalar olmadan herhangi bir zamanda herhangi bir yerde tutuklanamazlar. İnsanlar panik içinde’ diyor Rishit. ‘Bu stratejiler Uygurlar ve Pekin hükümeti arasındaki çatışmayı daha da kötüleştirecektir’ diyor.
Pekin ile ülkenin en büyük Müslüman azınlığı arasındaki ihtilaf yeni değil. Yüzeysel zayıf biçimde organize olmuş ayrılıkçı gruplar belli aralıklarla Doğu Türkistan’ı kurmak için savaşmış olsa da, 1980’lerde Çin hükümetinin Sincan’ın ekonomik gelişimine yatırım yapmaya başladığı yıllar süresince pek çok uyuşmazlık boşa gitti. Gelişen yapı sanayi Çin’in egemen etnik grubu olan Hanların Sincan’a (Mandarin dilinde yeni sınır anlamına gelir) çok büyük boyutta bir akınına davetiye çıkarttı. Çin Han’ları şu anda Sincan’ın 20 milyonluk insandan oluşan nüfusunun yarısından fazlasını oluşturuyor.
Analistlerin 11 yıl önce Yining şehrindeki bir ayaklanmadan beri en kötüsü olduğunu söylediği sonuncu huzursuzluk raundu, olimpiyatların açılış kutlamalarından 4 gün önce başladı. İki Uygur, İpek yolundan Kaşgar şehrine doğru sabah koşusunu yapan bir gurup sınır güvenlik muhafızlarına kamyonu ile vurdu. İçlerinden 17’sı hayatını kaybetti Hükümet Uygur ‘ayrılıkçılarını’ suçladıysa da, ne bu saldırı için ne de 29 veya daha fazla kişinin hayatını kaybettiği diğer 3 olay için hiçbir spesifik grup sorumluluğu üstlenmedi.
Tibet’deki Nisan 2008 gösterilerinden sonra, çeşitli hükümet liderleri Çin’in bu bölgesindeki güvensizliğe agresif bir yanıt sözü verdiler. Sincan’daki komünist parti sekreteri Wang Lequan, 5 Ağustos’taki bir basın bildirisinde, radikal dinciliğe karşı yürütülen savaşın ‘ölüm kalım’ savaşı olduğunu söyledi. Ardından 28 Ağustos’taki Çin, Rusya ve dört Asya ülkesini kapsayan Kırgızistan zirvesinde Çin başkanı Hu Jintao, Şangay İşbirliği Örgütü liderlerine, üyelerin ‘üç şeytani güç’ olan terörizm, ayrılıkçılık ve radikal dinciliğe karşı savaşlarında ‘işbirliğini derinleştirmeleri’ gerektiğini söyledi.

Militanların kimliği kargaşa başladıktan 2 ay sonra halen belirsiz kaldığı için, hem Han Çinlisi hem de Müslüman komşu bölgeler üzerinde bir kaygı ortamı oluşturmaya devam ediyor. Bir giysi mağazası sahibi Hanlı Bay Gao komşu ülkelerden gelen düzenli müşterilerinden birçoğunun artık Kaşgar’dan alışveriş yapmadığını çünkü şehrin dışındaki oldukça katı güvenlik denetim noktalarından geçmenin çok uzun sürdüğünü söylüyor. Şehrin öteki ucunda kansere karşı tedavilerde kullanılan kurutulmuş yılan derisi ve de canlı akrep satan Müslüman bir mağaza sahibi, parti yetkililerinin, insanları bölgeden geçtiği sırada, Olimpiyat meşalesi rölesine iştirak etmelerinden nasıl da vazgeçirdiklerinden bahsediyor.
‘Bu bizi gerçekten yaraladı’ diyor ismini vermek istemeyen bir Uygur. Eski Şehir yöresinde artan polis mevcudiyeti hakkında konuşurken, boyalı penceresi olan çizgisiz beyaz yük arabası, mağazasının girişinin önünden geçiyor. ‘Pazarın gözleri var’ diyor ve hemen konuşmayı geleneksel tıbba çeviriyor.
Bir ithalat/ihracat şirketini yöneten Hanlı işadamı, 4 Ağustos saldırısından sonra, birçok Çinli sakinin Uygur’lara şüphe ile yaklaşmaya başladıklarını söylüyor. ‘Bu adamlar sadece koşuyorlardı ve silahları bile yoktu. Çok kötüydü. Kaşgar’da korku var’ diyor. Bu işadamının ailesi, Sincan’da daha iyi yaşam koşulları oluşturulması için doğu Çin’de fakir bırakılan köylerden gelen milyonlarca Han göçmeninden biriydi. ‘Fakat onlar (militanlar) Çin hükümetine meydan okumaya ehli değiller. Bu sanki bir duvarla savaşmaya çalışmak gibi.’ diyor.
Bazı Uygur’lar güvenlik sorunlarından endişe ederken, Çinlilerin ekonomi üzerindeki büyüyen tesiri, geçimleri üzerinde daha büyük bir tehdit oluşturuyor. Bir otel çalışanı, Müslümanların düzenli olarak iş ayrımcılığına tabi tutulduğunu söylüyor. ‘Bir Uygur İngilizce, Rusça, Fransızca bilse ve de iyi çalışsa bile, yine de bir Çinli kadar olamaz ve iş önceliği Çinlinindir o işi Çinli alır.’ diyor.
Bir Human Rights Watch Sincan uzmanı Nicholas Bequelin, diyor ki, devam eden Han göçü, hızlı ekonomik gelişim ve de sıkı idare yanlısı yönetim, eyalet üzerinde daha büyük bir kontrol icra etmek ve de Uygur siyasi muhalefetini ezmek için hükümetin uzun vadeli stratejisini temsil ediyor. Bequelin’e göre amaç, Uygur geleneklerini bastırmak ve eyaleti daha Çinli hale getirmek.
‘Bu reaktif baskılama değil. Bu özerklik için vasıta olamasın diye Uygur kültürünü kontrol etme, izleme ve sterilize etme üzerine kurulu kasıtlı bir politikadır’ diyor.
Çinin Sincan’ı yeni büyüme merkez üssü haline dönüştürme yaklaşımı, 2.5 milyon nüfuslu olan ve Pekin’den 1800 mil ötede bulunan bölgenin başkenti olan Urumçi’de daha belirgin. Burası Polis’in, olimpiyat mahallerini bombalayıp sporcuları kaçırmayı planlamış olan Uygur militanlarına ait hücreyi bastıklarını dile getirdiği büyüyen metropol.
Şangay’dakilere ve Guangzhou’dakilere benzer muazzam gökdelenler şehrin üzerine uzanır. Urumçi’nin 70 katlı binaları şimdi banliyölerde uzanıyor ve tüm Uygur komşu bölgelerini içine alıyor.
Şehrin üzerinde bulunan tepelere kurulan rüzgarlı gecekondu bölgesi Yamalık, yeni yüksek apartman binalara yer açılması için yıkıma konu olan birçok alandan biri. Bir akşamüstü, yaşlı bir Uygur adam 4 Han işçisinin kendi komşusunun evini, bu yoksullaşmış köyü bölen, genişlemekte olan Trans-Asya Tren yoluna yer açmak için yıkmasını izliyor. Şehir yetkilileri onun evinin de sırada olduğunu söylüyor ve 6 kişilik ailesini başka yere taşımak için kendisine yardım etmek amacıyla küçük bir satın alma teklif ediyor. Gömleğinin kolundan komşusunun yıkılmış olan çatısının tozunu silkelerken ‘Aslında bir seçim şansımız yok, fakat nereye gideceğimizi bilmiyorum. Burada 35 yıl yaşadık’ diyor. 

  • 749 defa okundu.