Prof. Dr. Kemal GÖDE 
S.Demirel Üniv.Fen Edeb.Fak.
Trh Blm.Öğt.Üyesi
Tebliğimize böyle bir isim vermemize sebep, Türklüğün beşiği olan Doğu Türkistan’da Hun ve Göktürk Devletlerinden sonra Uygur Türklerinin kurduğu Doğu Türkistan Turfan Uygur Devleti (744-1368) ile Anadolu’da bir Uygur Türkü olan Alâeddin Eratna’nın kurduğu Eratnalı Devleti (1327-1381) hakkında özet bilgi vermek suretiyle “Doğumunun 1000. yılında büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmut ve Doğu Türkistan” konulu sempozyuma katkıda bulunmak ve ayrıca 1975-1993 yıllarında Kayseri’de vazifeliyken hep gönül bağı içinde olduğum Türkistanlı kardeşlerimle yeniden birlikte olabilmek ve hasret giderebilmektir.
Göktürk Devleti’nin 740’lı yıllardan sonra taht mücadeleleriyle çökmeye yüz tutması üzerine, Basmiller, Karluklar ve Uygurlar birleşerek, Göktürk idaresine el koymuşlar, bir diğer Aşına ailesinden gelen Basmil Başbuğunu 742'de Kağan ilân etmişler ve Göktürk hakanlarını öldürmüşlerdir. Bir müddet sonra müttefiklerin araları açılmış; Kağan olan Basmil Başbuğu ortadan kaldırılmış ve Uygur Başbuğu 745'te Kutlug Bilge Kül ünvanıyla "kağan" ilân edilmiş ve böylece Ötüken’de Uygur Türk Devleti Devri başlamıştır. "Uygur" adının "şahin hızıyla dolaşan ve hücum eden" demek olduğu ileri sürülmüşse de, daha çok "müttefik" mânasına geldiği bilinmektedir.
Asya Hunlarından inen ve Töleslerden bir kısım olarak Tabgaçlar Devrinde tanınan Uygurlar, V. yüzyılın ikinci yarısında Selenga Irmağı etrafında kuvvetli bir beylik kurmuşlar ve beyleri "Erkin" ünvanı taşımıştır. I. Göktürk Hâkanlığı Devri’nde, bu devlete bağlıyken, 630'larda kendi başına buyruk hale gelen Uygur Erkini tanınarak 646’da kendini “kağan” ilân etmiş ve ülkesini Göktürk tarzında teşkilatlandırmıştır. Uygurlar 648’de Batı’da Taşkent yakınlarına kadar ilerlemişler ve Kapagan Kağan tarafından Göktürk hakimiyetine alınmışlardır. 745’te Ötüken’de Göktürkleri bertaraf ederek bir devlet kuran Uygurlar, aslında dokuz uruğdan meydana gelen bir boy iken, Oğuzlardan dokuz boyun da kendilerine katılmasıyla boy sayısını 10'a çıkarmışlar ve böylece "On-Uygur (:10 müttefik) diye anılmışlardır. Orhun kıyısındaki başkent Ordubalık şehrini kuran ilk Uygur Hakanı Kutlug Bilge Kül 747’de ölmüş ve yerine oğlu Moyen-Çur, Kuzeyde Kırgızlar, Batıda Karluklar, Türgişler ve Basmiller, ayrıca Sekiz - Oğuz, Dokuz Tatar ve Çikleri hâkimiyetine almıştır.
Moyen - Çur zamanında (747-759), Uygur - Türk Devleti'nin sınırları genişlemiş ve Çin üzerinde Uygur tesiri artmıştır. 751 Talas Muharebesinde İslâm kuvvetlerine ağır bir şekilde yenilen Çinliler Orta Asya’dan çekilince, Tarım Havzası Uygurların eline geçmiştir. Talas Savaşı üzerine Çin’de iç karışıklıklar çıkmış, anası Türk olan bir komutan, 200 bin kişilik ordusuyla Çin başkentlerini ele geçirmiş ve kendisini "İmparator" ilân etmiştir. Devrilen imparatorun yardımına çağırdığı Uygurlar, Çin başkentlerini geri almışlar ve Moyen - Çur, İmparatorun kızıyla evlenirken, Çinliler 20 bin top ipek vermeyi kabul etmişlerdir.
Moyen - Çur'un 759'da ölümü üzerine yerine oğlu Böğü Kağan (759-779) "Tanrı'da bolmuş İl tutmuş Alp Külüg Bilge Kağan" ünvanıyla geçmiş ve gözlerini Çin'e çevirmiştir. Böğü Kağan, Tibetlilerin saldırısına uğrayan Çin’i, Çinlilerin yardım istemeleri üzerine 762'de kurtarmış ve Türk kültür tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eden "Mani Dini"ni 763'te resmî devlet dini olarak kabul etmiştir. Mani Dini hayvanî gıdalar yemeği yasakladığı ve savaş ruhunu zayıtlattığı için, Uygurlar'ın hayat tarzlarına ve tutumlarına ters düşüyordu. Bir tüccar ve şehirli dini olan Maniheizm, Böğü Kağan’ın 779'da öldürülmesiyle Uygurlar arasında pek yayılamamıştır.
Böğü Kağan'ın yerine Tung Baga Tarkan (779-789) hakan olmuş ve "Alp Kutlug Bilge Kağan" ünvanını almıştır. İyi idâresi, cesareti ve kanun yapıcılığıyla tanınan Tung Baga Tarkan, Kırgızları yenmiş ve Çinli bir prensesle evlenmiştir. Yerine Ay Tanrıda kut bolmuş Külüg Bilge Kağan (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Bilge (790¬-795) hâkan olmuşlardır.
İktisadî ve kültürel sebeblerle Çin'i korumayı gelenek haline getirmiş olan Uygurlar, Tibetlilerin Beş-balık dolaylarındaki Türkler ile anlaşarak Çin'e yaptıkları baskınları önleyememişlerdir. Ötüken’de karışıklıklar çıkmış ve Uygur Kağanı öldürülmüş ve yerine Kutlug (795- 805) "Ay Tanrıda Ülüg Bulmuş Alp Kutlug Bilge Kağan" ve bunun yerine de Ay Tanrıda kut bolmuş Külüg Bilge (805-808) geçmiştir. Bu iki Kağan zamanında ülkede huzur ve iktisadî refah doğmuştur. Dış siyaset yönünden zamanı oldukça sakin geçen hâkan Ay Tanrıda kut bolmuş Alp Bilge (808¬-821)'den sonra hâkan olan Ay Tanrıda Ülüg bulmuş Küçlüg Bilge (821-833) Karabalgasun Kitâbesi'ni 826'da diktiren hâkandır ki, hükümdarlığı başarılı geçmişse de sonunda öldürülınüştür. Alp Külüg Bilge Kağan (833-839), bir isyanda öldürülmüş ve gittikçe zayıflayan Uygur Devleti, 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılmış ve Uygurlar, Karluk ülkesine, Çin sınırlarına, Beşbalık, Turfan ve Kuça gibi ticarî merkezlere göçerek, Kansu ve Doğu Türkistan Turfan Uygur Devletlerini kurmuşlardır. "Sarı Uygurlar" diye de bilinen Kansu Uygurları 940'dan sonra Kitanların, 1028'de Tangutların ve 1226'da da Cengiz Han Moğollarının hâkimiyetine girmişlerdir. Turfan Uygur Devleti ise, İç Asya’nın ticaret yolları üzerinde bulunduğu ve Tibetlilere karşı Çin tarafından tanındığı için iktisadî bakımdan kuvvetlenmiş ve 1209'da Cengiz Han’a bağlanmış ve 1368'e kadar devam etmiştir .
Bugün Batı Türkistan’da: Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan istiklallerini ilan etmişlerdir. Fakat ne yazık ki, Hun, Göktürk, Uygur, Karahanlı devletlerinin kurulduğu ve Türk kültür ve medeniyetinin doğup geliştiği “Anayurd”umuz Doğu Türkistan unutulmuş ve unutturulmuştur. Doğu Türkistansız, Batı Türkistan’ı, Türkiye’yi, Balkanları düşünmek yanlış olur. Çünkü Doğu Türkistan, Türklüğün yurdu, Türk kültür ve medeniyetinin kaynağı olan Büyük Türkistan’ın bir parçası olarak, bütün Dünya Türklüğünün beşiğidir. Türk destanlarının, Türk mitolojisinin, Dede Korkut hikâyelerinin, bugün anmakta olduğumuz Kaşgarlı Mahmudların ülkesidir. Doğu Türkistan Türkleri, İslamiyeti kabul etmişler ve İslamiyete büyük hizmetlerde bulunmuşllardır. Doğu Türkistan Türk dilinin, Türk edebiyatının en güzel örneklerini vererek, Türkçenin ve Türk millî kültürünün canlı kalmasında büyük hizmetler görmüştür. İşte Kaşgarlı Mahmud, ünlü Türkçe lügatiyle buna en güzel örnektir.
Bu genel bilgilerden sonra Anadolu’ya ve özellikle Kayseri ye gelen Uygur Türkleri ve faaliyetlerinden bahsetmeye çalışalım.
Merhum Prof. Dr. Faruk Sümer hocamız, Selçuklu Araştırma Dergisi’nde yayınlanan "Anadolu'da Moğollar" isimli makalesinde "XIV yüzyıldan önce, Anadolu'daki Moğollar arasında Uygur Türklerine mensup beğlerin bulunup bulunmadığı hakkında hiç bir bilgiye sahip değiliz" demiş; ancak XIV. yüzyılın başlarından itibaren kayıtlarda Uygur Beylerine rastlandığını ifâde etmiştir. Anadolu’da İlhanlılar'ın Umûmî-vâlisi Temürtaş'a karşı harekete geçen beylerin ileri gelenleri arasında Olcaytu Devri emirlerinden Uygur Türkü Esen Kutluğ Beğ in kardeşi Kür Buğa da bulunuyordu. Ayaklanmanın başarısız kalmasından dolayı Kür Buğa arkadaşlarıyla birlikte Temürtaş tarafından öldürülmüştür. 1329'da Esen Kutluğ'un oğlu Mahmud, Anadolu ordusu kumandanlığına getirilmiştir. Bu emir, "Zahireddin' ünvanıyla Kayseri'ye bağlı eski adıyla "Sarımsaklı", yeni adıyla "Bünyan" ilçesinde "Ulu Câmi" olarak bilinen ve bugün ibadete açık olan bir câmi yaptırmıştır .
Olcayto Devri Emirleri arasında Emir Tarımtaz ve kardeşleri Sünüktaz ve Eratna da bulunmaktadır. Emir Eratna, çocukluğundan beri, İlhanlı sarayında Sultan’ın hizmetinde bulunmuş ve ikinci derecede önemli emîrler arasına girmesini başarmış bir Uygur Türküdür. Sonra İlhanlı Sultanı Ebû Said Bahadır Han’ın eyâlet nâzırı olan Eratna, İlhanlılar’ın Anadolu Umûmî Vâlisi Temürtaş'a kızkardeşini vermiş ve ona naib olmuştur. Kurulan bu akrabalık sâyesinde zaten başarılı olan Emir Eratna, Ebû Said Han’ın birinci derecedeki emirleri arasına girmiş ve eniştesi Temürtaş'ın yanında Anadolu Türk İnsanı üzerinde esaslı bir nüfuz kurmayı başarmıştır. Temürtaş, Mısır'a gitmek üzere, Ekim 1327’de merkez seçtiği Kayseri’den ayrılırken, yerine kayın biraderi Uygur Emir Eratna’yı İlhanlıların Anadolu Umûm Valisi sıfatıyla vekil bırakmıştır. Anadolu'da önce İlhanlı Sultanı Ebû Said Bahadır Han’a bağlı olarak vekâleten ve sonra Ebû Saîd'in 1335'te ölümü üzerine de müstakilen hüküm süren Sultan Eratna; Oğuz - Türkmen Beylerinin arasında tutunarak ve Türk Milleti tarafından da sevilerek, ‘Eratnalılar’ adıyla adına bir devlet kurmuş ve "Alâeddin" ünvanıyla hutbe okutup, sikke kestirmiştir .
Görülüyor ki, 745'te Doğu Türkistan’da Ötüken başkent olmak üzere kurulan ilk Uygur Türk Devleti'nden 582 yıl sonra bir Uygur Türkü olan Alâeddin Eratna tarafından Sivas-Kayseri merkez olmak üzere "Eratnalılar" adıyla bir Türk devleti daha kurulmuştur.
Anadolu Selçuklu topraklarının büyük bir kısmına hâkim olarak güzel ahlakından ve aynı zamanda sakalının seyrek oluşundan dolayı, Anadolu ve özellikle Kayseri halkı tarafından "Köse Peygamber" lâkabıyla anılan Sultan Eratna, Çobanlı Şeyh Hasan'a karşı kazandığı 1343 tarihli Karanbük Zaferi ile Anadolu’yu doğabilecek yeni bir istilâ ve tehlikeden kurtarmıştır. Sultan Alâeddin Eratna'nın 1352'de ölümünden sonra, Eratnalılar'ın başına geçen dirayetsiz ve zayıf birer şahsiyet olan oğulları Gıyâseddin Mehmed, İzzeddin Cafer ve torunu Alâaddin Ali Beyler zamanlarında, devlet günden güne eski gücünü yitirnıiş ve çocuk Sultan Mehmed Bey zamanında ise, 1381'de âlim devlet adamı Eratnalı Nâibi Kadı Burhaneddin Ahmed idâreye el koymuş ve Sivas başkent olmak üzere kendi adına bir devlet kurmuştur. Selçuklular ve İlhanlılardan sonra Anadolu'da hâkimiyet kurmuş olan Eratnalılar, diğer Türk Beylikleri gibi, adı geçen devletleri takliden, askerî, siyasî, idârî, ilmî, harsî, içtimaî ve iktisadî sahalarda faaliyet göstermişlerdir. Aşağı yukan Konya ve Ankara havâlisinden Erzurum'a ve Samsun'dan Kuzey Malatya’ya kadar uzanan topraklarda yarım yüzyıldan fazla devlet olan Eratnalılar Devri'ne âit sikkeler, kitabeler, vakfiyeler ve binalar günümüze kadar ulaşmıştır .
Eratnalı Devleti’nin dayandığı ana unsur pek tabiî, ilk defa olarak boyları ve damgaları derli toplu bir liste hâlinde Kaşgarlı Mahmud tarafından divanında verilen Oğuz Türkleridir. Moğollar ve Moğol ordusunda Anadolu’ya ve bu arada Kayseriye gelmiş olan Uygur Türkleri de Türkmenler ile birlikte Eratna idâresinde yaşamışlar ve tarihî seyir içinde kaynaşmışlardır. Uygur Türklerinin medenî tesirleri her sahada olduğu gibi, bilhassa ticarî sahada görülmüş ve belki de bu sebepledir ki, Asur Kolonî Çağından sonra Selçuklu ve Eratnalı Devri Kayserisinde ticarî hayat tekrar canlanmıştır. Eratnalılar Devri’nde Uygur Türklerinin ve ahîlerin bu ticarî hayatın canlanmasında rollerinin büyük olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir .
Bilinen gerçek o ki, 13. ve 14. yüzyıllarda Dogu Türkistan’dan Anadolu’ya bir hayli Uygur Türkü gelmiş, önemli ticaret ve kültür merkezlerine ve bu arada Kayseri’ye yerleşmişler ve Türk kültür ve ticaret hayatına hizmet etmişlerdir.
Merhum Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan hocamız, bugün Kayseri'de Sarımsaklı Ovasında bulunan sonu "sın" ile biten Tavlısın (Aydınlar), Dadasın (Buğdaylı), Mancısın, (Yeşil Yurt) Muncısın (Güneşli) gibi köylerin bu Kayseri’ye gelen Uygur Türkleri devrinden kalmış hâtıralar olabileceğini ifâde etmiştir. Bu köy isimleriyle ilgili olarak halk arasında: "Mancısın, Muncısın, İnsanlar cusın cusın (kısım kısım)" diye bir tekerleme söylendiğini arkadaşım Abdullah Karabulut'tan işitmiştim.
Şimdi de Cumhuriyet döneminde Kayseri’ye gelen Uygur Türklerinden kısaca söz etmek istiyorum.
Kızıl Çin’in "Çinlileştirme" ve topraklarını "işgal etme" baskılarına dayanamayan veya daha doğrusu Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye bir gönül köprüsü kurmak isteyen Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri dört grup halinde güç şartlar altında Haziran 1961'den Eylül 1961'e kadar Pamir geçidini aşarak Afganistan'a gelmişlerdir. İlk grup Anadolu’da bir devlet kurmuş olan Sultan Alâeddin Eratna’dan 638 yıl sonra sanki onun yolunu izlercesine Sayın Mehmet Cantürk'ün liderliğinde Afganistan’dan hareketle İran üzerinden, 1965 Ekiminde üç uçakla Ankara'ya ve oradan da Kayseri'ye gelmişlerdir. Kayseri Himmetdede Kasabasında askerî törenle karşılanan Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri 104 âile ve 370 kişiden ibaret olup, 12 Ekim 1965-16 Kasım 1966 tarihleri arasında otelde ve sonra da bugünkü Türkistan Mahallesine yerleştirilmişlerdir.
Bunlardan 12 aile İstanbul'a taşınmış, 92 aile Kayseri’de kalmıştır. Bunlar, devlet memuru olanların dışında ayakkabıcılık, marangozluk, saatçilik, terzilik gibi iş kollarında çalışarak hayatiyetlerini devam ettirmişler ve Kayseri halkıyla elden geldiği kadar bütünleşmeye çalışmışlardır .
Doğu Türkistan davasının ve Türklük dünyasının büyük liderlerinden olan merhum İsa Yusuf Alptekin 1967’den başka, 24 Mayıs 1991'de Kayseri ye gelmişler ve 28 Mayıs 1991'e kadar Kayseri'de misafir edilmiş; sohbet ve konferanslarıyla bizlere Türklük adına çok önemli mesajlar vermişlerdir. Bu konularda hizmetlerine şahit olduğum Sayın Mehmet Cantürk, Sayın Hamit Göktürk ve diğer kardeşlerimiz anmaya değer bir gayretin içindedirler. Kayseri’de kaldığım süre içinde ve hâlen Doğu Türkistan kökenli kardeşlerimizle gönül bağı içinde oldum ve olmaya devam ediyorum. Sağolsunlar, yayınlarını gönderiyorlar, irtibat halindeyiz. Öyle ki, Sultan Alâeddin Eratna ve Eratnalılar isimli çalışmalarımız Uygur Türkleri tarafından biliniyor, takip ediliyor. Radyo ve televizyon programları yapılıyor. Bundan mutluluk duyuyorum.
Netice olarak denilebilir ki, tarihte bütün dünya Türklüğünün beşiği ve Türk medeniyetinin kaynağı olan Büyük Türkistan'ın doğu  kısmını teşkil eden Doğu Türkistan'da; Hun Türkleri, Göktürkler, Uygur Türkleri, Karahanlılar devlet kurmuşlar ve günümüze ışık tutan Ötüken Türk kültür ve medeniyet çevresinin doğup, gelişmesini sağlamışlardır.
1.828.418 km yüz ölçümü ve 35 milyon civarında nüfusu bulunan Doğu Türkistan’ın bugünkü sahibi olan ve kutsal ata toprağının ezelî ve ebedî bekçiliğini yapan Türk boylarından Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek Türkleri'nin yanı sıra, en kalabalık Türk boyu olan Uygur Türkleri, devlet kurucu ve kültür yapıcı bir boy olarak tanınmışlardır. Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin kültürel faaliyetleri buna en güzel örneği teşkil etmekte ve bizlere ümit vermektedir. Bu çalışmaları başarıyla yürüten İstanbul Doğu Türkistan Vakfı ile Kayseri Doğu Türkistanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği idareci ve üyelerine şükranlarımı sunarken, başarılarının devamlı olmasını diliyorum .
Sözlerimi Doğu Türkistanlı merhum şair Abdûlaziz Mahzum’un Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından Türkiye Türkçesine çevrilen Vatan Sevgisi adlı şiirinin son dörtlüğü ile bitiriyorum:

“Mücadelem erişmektir hakkım olan hürriyete,
Milletimi esaretten kurtarmaktır benim şanım.
Uluğ Tanrım! Büyük Turan ülkümüzü gerçekleştir.
Dalgalansın gök bayrağım ve dirilsin Buğra Han’ım”




- Bk. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ankara 1977, s. 92-119; Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul 1988, s. 170-218; Abdullah Bakır, Doğu Türkistan Milli İstiklâl Hareketi ve Mehmet Emin Buğra, İstanbul 2005, s. 1-17.
- Bk. Faruk Sümer, “Anadolu’da Moğollar”, SAD-I, Ankara 1970, s. 143; Mehmet Çayırdağ, “Bünyan Ulu Camii”, Edebiyat Fakültesi Dergisi, İstanbul 1984, sayı: 34, s. 507-510.
-Bk. Kemal Göde, Sultan Alaeddin Eratna, Ankara 1990, s. 13-71 ve aynı müellif, Eratnalılar (1327-1381) Ankara 1994, s. 17-84.
-Göde, a.g.e., s. 85-140.
-Bk. Kaşgarlı Mahmud, Divân-ı Lügat-it Türk, Kilisli Rifat Efendi, İstanbul 1933, c. I, s. 56-58; Besim Atalay, (TDK), c. I s. 55-59;
-Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler), Ankara 1972, s. 201-215; Göde, Eratnalılar, s. 146-152.
-Doğu Türkistan tarihi için bakınız: İsa Yusuf Alptekin, Esir Doğu Türkistan,
-İstanbul 1985, s. 4-574; Mehmet Cantürk,
-Doğu Türkistan’ın Dünü ve Bugünü, Kayseri 1991, s. 1-17.
- Bk. Kemal Göde, “Dünden Bugüne Kayseri’ye Gelen Uygur Türkleri”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Kasım 1992, s. 43-49. 

  • 890 defa okundu.